oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mayıs 24, 2007

Oyun


Sevgili Zeynep beni sobelemiş. Yeni oyuna beni de davet etmiş. İşte cevaplarım:

1- Daha önce yaşadığım 3 şehir?
Sadece ve sadece Ankara:) Burayı çok seviyorum.

2- Tatil için görüp önermek istediğim 3 yer?
Ben yıllardır Ayvalık, Akçay taraflarına giderim. Her yıl tatil için gitsem de benim için en unutulmaz olan Kaz Dağları ' na çıktığım günlerdi. Denizden daha çok yüksekler, yeşillikler ve temiz hava beni büyülemişti. Zeytin ağaçlarının gölgesinde oturmak çok güzeldi. O yüzden de ille de Kaz Dağları diyorum. Son yıllarda pek çok butik otel açıldı, hepsi de birbirinden güzel.
Sonra Doğu Kardeniz. O kadar sevmiştim ki oraları, insanını, yeşil rengini, yemeklerini. Hele de Ayder yaylasına çıkışımızı, her yerden akan şelaleleri, sisli havayı hiç unutamam. İnsan 1 ay kalsa yaylalarda kesin ömrü uzar diye düşünüyorum.

3- Görmek istediğim 3 yer?
Aslında biz BaBa_HaKaN' la beraber nereye gitsek mutlaka tadını çıkarır eğleniriz. O yüzden de yerin pek önemi yok benim için. Ama ille de İtalya ' yı görmeyi çok isterim. Hem mimarisi hem de yemekleri için:) Neva biraz büyüsün gezilerimiz başlayacak:)

4- Mesleğim?
Mimarım.

5-Dünyaya yeniden gelsem hangi mesleği yapmak isterdim?
Ben tasarım yapmak gereken her alanı çok seviyorum. Bu kumaş deseninden, el işlerine, yemek yapmaya kadar kapsar benim için. O yüzden de şimdi ki hayalim bir atölyemin olması ve orada kendime ait küçük şeyler tasarlamak, dikmek, çizimini yapmak, örgü örmek.. istiyorum.

6- Asla yapmazdım dediğim meslek?
İş başa düşünce mutlaka her mesleğin, işin üstesinden gelirim. Tabii mecbur kalmak istemem:)

7- Yaşam felsefemi oluşturan sözlerden biri?
Her işte bir hayır vardır ve iyi düşünelim ki iyi olsun:)

8- Bir kitaptan alıntı, sevdiğim söz:
'' Sonsuza dek yaşayacağımızı sanırız diyor yaşlı adam... Oysa dolunayı kaç kere daha göreceğimizi bilmiyoruz. Yirmi kez? Yirmibir kez ? Belki de daha az... Ama bizler bunu bilmez gibi davranırız. Sanki zamanımız ve yaşantımız sınırsızdır '' Buket Uzuner- Şehir Romantiğinin Günlüğü

9- Çok sevdiğim şiirden bir parça:
Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur / Sunay AKIN

Oyuna beni de dahil ettiği için Zeynep ' e teşekkürler:) Ben de oyuna katılmak isteyen herkesi ebeliyorum:)

Pazartesi, Ekim 02, 2006

Neva ' nın oyunları


Yeni bir ayla birlikte yine zaman ne çabuk geçiyor demeye başladım.
Ekim ayı sonbaharın iyice yaşandığı, belki de kışın soğugunu iyice hissetmeye başlayacağımız bir ay olacak. Akşamları üşüyüp battaniyeye sarılıp film izleyeceğiz yanında sıcak çay ve çekirdekle:) Sonra rüzgar kapımızı çalarken, ağaçların dalları penceremize çarparken bir koşu dışarı göz atıp yağan yağmuru seyredeceğiz yanında bir dilim yeni pişmiş kekle. Sonra akşam ev toplantıları artacak, arkadaşlarla ev de kelime oyunu oynayacağız yanın da çerezler, kurabiyelerle. Yeni tarifler denenecek, yeni dergiler heyecanla açılacak. Sonra arkadaşlarla uzun telefon konuşmaları yapılacak öyle messenger filan değil sesini duyarak, şen kahkalar atarak...
Yeni bir ayla birlikte kızımda büyümeye devam ediyor. Hem de hızla. Mesela artık akşam kapıyı çalınca koşarak gelip '' anne '' diye bacaklarıma sarılıyor. Terliklerimi getirip ayaklarımın üzerine koyuyor yani giy diyor:)
Bu haftasonu çok istememe rağmen blogların buluşmasına katılamadım ama kızımla evde güzel vakit geçirdik. Neler yaptık sürekli oyun oynadık, yemek yedik yattık ! Kuleler yaptık kovalardan ,sonra onları yıkıp güldük, kaçan kovaları koltukların altından topladık. Neva kolaylık olsun diye tersten girip ayaklarını uzattı ama olmadı koltuğun altında sıkıştı bu durumda '' anne '' diye seslendi ben de yardıma koştum. Yeni cicilerini giyip defile yaptık , saç modelleri denedik, bol bol fotograf çektik. Artık o kadar komik ki '' neva' cım hadi gül '' diyorum hemen dişlerini gösterip '' hah ha '' yapıyor. Bunu ilk kez yaptığı için de hem şaşırdım ve hem de çok güldüm. Sonra dişlerimizi saydık beraber. Tam 10 tane minik dişimiz var. Onları yemekten sonra fırçalıyoruz bazen de bulduğumuz bezlerle iyice parlatıyoruz ama neyse :)) Kitap okuduk, biraz da çiçek resmi çizdik. Kuruyan çamaşırları topladık, Neva detarjan kutularını büyük bir hevesle iki eliyle sürükleyip salona kadar taşıdı ama yanlış yerdi tekrar banyoya taşıdık. Makinaya Neva ' nın çamaşırlarını atarken gözüm bebeklere takıldı. Acaba bişey olur mu dedim ama kafası, kolu kopmadan hepsi bir güzel yıkandı misler gibi koktu. Dışarı çıktık, pisi pisilere baktık onları çağırdık ama gelmediler. Eve gelip yemek yedik. Sonra bebeklerimizi uyuttuk. Neva tüm bebekleri üst üste koyup en üste de yastığı koyuyor. Böylece bütün bebekler bir arada uyuyor, pratik yani:))Görüldüğü gibi aslında daha yaptığımız çok şey var ama ben yazmaktan yoruldum, oldukça verimli bir haftasonu oldu yani:))
Herkese güzel bir hafta ve hayallerinin gerçekleştiği bir ay dilerim.