kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Şubat 06, 2007

Küçük ayaklar


Soguk, bir türlü yağmayan kar, geçmeyen hastalıklar...
Kat kat giyinmeler, kızaran burunlar, içilen ıhlamurlar...
Ballı ıhlamurun yerini yavaş yavaş alan ilaçlar, hep yorgunluk hali...
Rutin işler, evin sıcaklığı, kaynayan demlikteki çayın buharı...
Sıcak banyo sonrası içilen bitki çayları, giyilen hırkalar...
Televizyonda dizi keyfi, diz üstü battaniye...
Şöyle bir karıştılan dergi ve kitaplar, bir türlü okunma sırası gelmeyen gazeteler...
Kapı kenarına yığılmış gazetelerin üzerinde Neva ' nın bebeğinin kutusu...
Dağınık saçlar, bolca sürülen nemlendiriciler...
Radyo keyfi, eski albümlerin karıştırılması...
Bir Erol Evgin bir eski Ajda şarkıları...
Bitmeyen işyeri dedikoduları, kapı önü fısıldaşmaları...
İşe geç kalma telaşı...
Esen rüzgar, savrulan atkılar....
Sıcacık şapkalar...
Evde olmanın keyfi, işe gitmeme kaçamağı...
Sabah kalvaltıları, içilen çaylar, dağınık yataklar...
Neva ' nın mis kokusu, küçük ayakları...
Gözünün önüne düşen saçı elinin tersiyle şöyle bir iteklemesi...
Gece ateş nöbetleri, uykusuz geceler, meraklı telefon konuşmaları...
Televizyonda yemek tarifleri, kavga eden kadınlar...
Erken inen gece karanlığı, tencerede ki çorbanın tıkırtısı...
Öğle sonrası uykuları, kalkınca gözlerdeki mayhoşluk,
Kuruyan ağızlar, içilen ılık içecekler...
Kalabalık aile olma hali...
Sabah uyanınca etraftaki karın güzelliği, nihayet yağması...
Arabaların karlı yollarda ki izleri, sokak lambasını ışığında yere düşen kar taneleri...
Neva' nın '' ka'' diyerek cama yapışması...
Kızarmış ekmek kokusu, akşam telaşı...
Dondurucu soğuk...
Son haftalar böyle geçti işte, hem bir koşuşturma hali hem de rutin işler,
Güzel güneşli günlerin hayali ile...

Pazartesi, Kasım 06, 2006

Aniden kar yağdı !


Sonbarın tadını çıkaralım derken kış aniden geldi, hertaraf bembeyaz örtüyle kaplandı.
Cumartesi günü başlayan dondurucu soğuk, sulu kar, pazar sabahı uyandığımız da bize sürpriz yaptı. Dahası Neva ' ya:) Yataktan kalktık ve bahçeye baktık. O da ne gökten beyaz bir şeyler düşürüyor. Uzun bir '' ayyyy '' dedikten sonra bak kızım kar yağıyor diye ilk tanışmamızı yaptık:) Geçen sene çok küçük olduğu için pek fark edememişti. Sadece kat kat giyinip sarı civciv şapkasını takmış, dışarıda dolaşmaya devam etmişti:)
Bugün ise haftanın ilk günü, sabah işe gelmek epey zor oldu. Yağan kar donmuş ve yollar kaymak için elverişli hale gelmişti. Bu işe ençok, eminim öğrenciler sevinmiş ancak tatil olmayınca hevesleri de boşa çıkmıştır :) Şimdiyse dışarı da tam bir kış güneşi var. Tüm parlaklığıyla dokunduğu heryeri aydınlatmakta, içimizi de ısıtmakta.
Aniden yağan kar ağaçları hazırlıksız yakaladı, onları da şaşırtmıştır diye düşünüyorum. Çünkü henüz yapraklarını dökemeden, sararmadan kara yenildiler. Sokaklar karın üzerinde ki yeşil yapraklarla kaplı.
Bu kadar hava durumundan sonra sıra yaptıklarımıza geldi. Geçen hafta gündemde ki olaylara çok üzüldüm. Elim varmadı yazmaya. Bir anne olmanın ötesinde insan olarak çok utandım ve o minik bebeği sarıp sarmalamak, kucağımda ısıtmak istedim. Aklımdan hiç çıkmıyor. Her düşündüğümde gözlerim doluyor. Bunları yapanların insan olamayacağını düşünüyorum. Bir yandan her yerden gelen felaket haberleri var ki, insanların önce yaşamaya hakkı olduğunu düşünüyorum. Sel felekatinde yaşananlar, ölenler... İnsan duyduğu haberler karşısında sadece çaresizce üzülüyor, üzülüyor..
Pazar günü ise '' Ankara ' da ki anneler grubu'' muzdan arkadaşım Gonca ' ya gittik. Tuğrul ile Neva arasında 6 ay var. Tuğrul bu ay 2 yaşına giriyor. İlk başta Neva biraz ne yapacağını şaşırdı. Tuğrul ' un peşinde koştu. Tuğrul ' da henüz konuşamadığı için o birşey anlatmaya çalışıyor, Neva anlamıyor, buna kızan Tuğrul Neva ' ya birşeyler anlatmaya devam ediyor:) Çok güzel bir gün oldu bizim için hem de iyi bir tecrübe. Bu kadar küçük arkadaşı olmadı Neva ' nın, oynamaya çalıştılar kendilerince işte:) Bizde fırsatları değerlendirip bol bol sohbet ettik Gonca' yla. Bundan sonra sık sık buluşalım diye sözleştik.
Yeni bir haftayla birlikte kış geldi. Soğuklar başladı. Ama uzun sürmez tekrar normale döner nasıl olsa diye düşünüyorum. İnsanoğlu o kadar çok uğraşıyor ki doğanın dengesini bozmaya bugünlerimizi aramayız umarım ilerde. Her sene enn uzun kıştan, enn sıcak günlerden, enn çok yağan yağmurlu günlerden bahsediyoruz. Hiçbir şey eskisi gibi değil olmayacakta.
Geçen haftaki olayla ilgili ben de birşeyler yapmak istiyorum diyorsanız anneyiz.biz sitesinin başlattığı çığlığa sizde ses verin.

Çarşamba, Ocak 25, 2006

Her yerde kar var !


Her yerde kar var ! Uzun zamandır bu kadar çok kar yağdığını hatırlamıyorum. Her taraf beyaz bir örtüyle kaplandı. Meteoroloji günler öncesinden haber verse de bu kadar çok kar olacağını sanırım hiçkimse tahmin etmemişti. Neyse ki okullar tatil. Trafik biraz daha rahat. Dün sabah uyandığımızda yağan kar öğlene kadar devam etti. Hem de lapa lapa. Kar yağınca çoğu kişide olduğu gibi beni de bir heyecan ve mutluluk kaplar :) Sürekli dışarı bakıp yağan karın altında giderek görünmez olan yolları, arabaları seyrettik. Tüm şehir sanki terk edilmiş gibi. Sokaktan tek tük insan geçiyor. İşe bir şekilde ulaşabilmiştik. Ancak özellikle yüksek yerlerde ki kar yoğunluğu telaşa sebep oldu. Herkes nasıl eve gideceğini düşünürken gelen bir haberle sevindik. Evlere öğleden sonra gidilebilecek. Tatil olduk :) Herhalde karı bir de bu yüzden çok seviyoruz. Süpriz tatil !Okula giderken de haberlerde, tatil ile ilgili bir bilgi var mı diye heyecanla beklerdik. Sanki ertesi gün tekrar aynı yere gitmeyecekmişiz gibi...
Tatil haberiyle eve gittim. Böyle zamanlarda en sevdiğim şey sıcak bir çay, yanında bir dilim kek, battaniye ve güzel bir film. Ancak eve gittiğim de Neva henüz uyamak üzereydi. Beraber biraz oynayıp onu uyuttum. Kendime bir çay hazırlayıp biraz dergi karıştırdım. Neva 'nın uykusu gündüz neredeyse hiç yok. Böyle olunca kısa bir süre sonra tekrar uyandı. Biz de bu süpriz tatilin keyfini çıkarıp birlikte oynadık, müzik dinledik...
Soğuk havalarda eğer işyerindeysem vazgeçilmezlerim hazırladığım bitki çaylarım ve radyo.Uzun zamandır işyerinde çay içemiyorum. Ben de hamileliğimden beri evde ve işyerinde hazırladığım bitki karışımlarından içiyorum. İlk zamanlar fincanıma attığım otlar, onların yaprakları derken bu iş biraz zahmetli oluyordu. Derken benim için kurtarıcı olan , kim düşündüyse ne iyi etmiş dediğim fincanımı buldum :)) Evet bitki çayları için özel üretilmiş bu fincanın içinde ki süzgeç sayesinde karışımın yaprakları, taneler suya geçmiyor. Üstelik kapağı sayesinde de bir güzel demlenebiliyor. Sonra süzgeçi çıkarıp demlenmiş bitki karışımınızı keyifle içiyorsunuz. Şu aralar limonlu yeşil çay yapıyorum. Özellikle sabahları geldiğimde ilk iş çayımı demleyip radyomu açmak oluyor:)
İkinci bitki çayı olarak , tabi ki poşet karışımlardan da içiyorum. Yine bu aralar favorim Lipton zencefilli limonlu çay. Kim içtiyse çok beğendi. Denemenizi tavsiye ederim. Meyve çaylarını sevmesemde Liptonun çıkardığı yeni seride ki çayları sevdim. D-tx de içimi güzel bir çay.
Soğuk havalar, kar birazda olsa insanda sanki nostaljik duygular uyandırıyor. Eğer siz de benim gibi bu günlerde çalışmak zorundaysanız alın elinize çayınızı Erol Evgin 'den eski şarkıların yer aldığı yeni albümü eşliğinde,kafanızda geçmiş günlerden hatıralarla başlayın çalışmaya...