soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soğuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mart 28, 2008

Gözlük


Gözlüğümüz kırık olabilir ya da henüz askılı elbise giyinilecek sıcak havalarda gelmemiş olabilir ama tüm bunlar bizim yazın sıcak havalarını evde yaşamamıza engel değil ki!
Sabah kalktığında ilk iş hemen şapkalarının olduğu çekmeceyi açar.
Artık o anki haline göre ( tabi ki havaya göre değil) yün bir şapkada takabilir yazlık çiçekli şapkasını da takabilir. Atkılarından birini dolanıp eldivenlerini de giyebilir. Kafasında yazlık şapka olması buna hiç engel değildir!
Sonra dolap açılır, acaba ne giysem anne!
Gözler yazlık elbiselerdedir hep. Bir askılı seçilir.
Zor ikna ederim, neyse ki çıplak giymekten vazgeçer, renkli bir elbise seçilir.
Duruma göre maalesef kırılmış olan gözlükte takılır.
Eğer kışlık şapka seçmişse o zaman da kalın bir mont bulur.
Ama tüm bunlar yapılırken ayaklar hep çıplaktır!
Zorla giyilen çorap bir süre sonra '' sıkıldım '' diye çıkarılır.
Ama ne hikmetse o atkı ve kulaklık takılıdır!
Günün ruh haline göre seçilen kombinasyon giyilir.
Koltuğa geçilir.
'' Elma kurdu '' nu izlemeye artık hazırız.
Hava güneşli olmuş ya da yağmurlu ya da soğuk!
Kimin umrunda.
Biz baharı ve kışı evimizde yaşarız.
Böylece sabahın ilk saatleri geçer bizim evde.

Salı, Şubat 06, 2007

Küçük ayaklar


Soguk, bir türlü yağmayan kar, geçmeyen hastalıklar...
Kat kat giyinmeler, kızaran burunlar, içilen ıhlamurlar...
Ballı ıhlamurun yerini yavaş yavaş alan ilaçlar, hep yorgunluk hali...
Rutin işler, evin sıcaklığı, kaynayan demlikteki çayın buharı...
Sıcak banyo sonrası içilen bitki çayları, giyilen hırkalar...
Televizyonda dizi keyfi, diz üstü battaniye...
Şöyle bir karıştılan dergi ve kitaplar, bir türlü okunma sırası gelmeyen gazeteler...
Kapı kenarına yığılmış gazetelerin üzerinde Neva ' nın bebeğinin kutusu...
Dağınık saçlar, bolca sürülen nemlendiriciler...
Radyo keyfi, eski albümlerin karıştırılması...
Bir Erol Evgin bir eski Ajda şarkıları...
Bitmeyen işyeri dedikoduları, kapı önü fısıldaşmaları...
İşe geç kalma telaşı...
Esen rüzgar, savrulan atkılar....
Sıcacık şapkalar...
Evde olmanın keyfi, işe gitmeme kaçamağı...
Sabah kalvaltıları, içilen çaylar, dağınık yataklar...
Neva ' nın mis kokusu, küçük ayakları...
Gözünün önüne düşen saçı elinin tersiyle şöyle bir iteklemesi...
Gece ateş nöbetleri, uykusuz geceler, meraklı telefon konuşmaları...
Televizyonda yemek tarifleri, kavga eden kadınlar...
Erken inen gece karanlığı, tencerede ki çorbanın tıkırtısı...
Öğle sonrası uykuları, kalkınca gözlerdeki mayhoşluk,
Kuruyan ağızlar, içilen ılık içecekler...
Kalabalık aile olma hali...
Sabah uyanınca etraftaki karın güzelliği, nihayet yağması...
Arabaların karlı yollarda ki izleri, sokak lambasını ışığında yere düşen kar taneleri...
Neva' nın '' ka'' diyerek cama yapışması...
Kızarmış ekmek kokusu, akşam telaşı...
Dondurucu soğuk...
Son haftalar böyle geçti işte, hem bir koşuşturma hali hem de rutin işler,
Güzel güneşli günlerin hayali ile...