kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Aralık 24, 2008

İlk kar






Gece 3 civarında uyandım.
Pencereden bir baktım ki kar yağmaya başlamış.
Sabah ise ince yağan kar yerini lapa lapa yağan kara bırakmıştı.
Neva uyanınca önce hiçbirşey demedim.
Kucaklayıp pencerenin önüne götürdüm.
Bak sana bir sürprizim var dedim.
Bembeyaz olan ağaçlara ve yola baktı.
Ben de onun yüzüne.
Ağzını kocaman şaşkınlıkla açtı.
Sürekli kar nezaman yağacak diye bize soruyordu.
Çok mutlu oldu.
Bir süre pencereye minik burnunu yapıştırıp dışarıyı izledi.
Yürüyen insanların arkalarında bıraktıkları ayak izleri çok hoşuna gitti.
'' Anne benim de ayak izim çıkar mı ? '' diye sordu.
Şimdi ilk fırsatta dışarı çıkıp kocaman bir kardan adam yapmayı düşünüyoruz.
Bir yandan kardan adam şarkısını söylerken bir yandan da ,
boynuna hangi atkımızı taksak diye düşünmeye başladık bile:)

Salı, Şubat 06, 2007

Küçük ayaklar


Soguk, bir türlü yağmayan kar, geçmeyen hastalıklar...
Kat kat giyinmeler, kızaran burunlar, içilen ıhlamurlar...
Ballı ıhlamurun yerini yavaş yavaş alan ilaçlar, hep yorgunluk hali...
Rutin işler, evin sıcaklığı, kaynayan demlikteki çayın buharı...
Sıcak banyo sonrası içilen bitki çayları, giyilen hırkalar...
Televizyonda dizi keyfi, diz üstü battaniye...
Şöyle bir karıştılan dergi ve kitaplar, bir türlü okunma sırası gelmeyen gazeteler...
Kapı kenarına yığılmış gazetelerin üzerinde Neva ' nın bebeğinin kutusu...
Dağınık saçlar, bolca sürülen nemlendiriciler...
Radyo keyfi, eski albümlerin karıştırılması...
Bir Erol Evgin bir eski Ajda şarkıları...
Bitmeyen işyeri dedikoduları, kapı önü fısıldaşmaları...
İşe geç kalma telaşı...
Esen rüzgar, savrulan atkılar....
Sıcacık şapkalar...
Evde olmanın keyfi, işe gitmeme kaçamağı...
Sabah kalvaltıları, içilen çaylar, dağınık yataklar...
Neva ' nın mis kokusu, küçük ayakları...
Gözünün önüne düşen saçı elinin tersiyle şöyle bir iteklemesi...
Gece ateş nöbetleri, uykusuz geceler, meraklı telefon konuşmaları...
Televizyonda yemek tarifleri, kavga eden kadınlar...
Erken inen gece karanlığı, tencerede ki çorbanın tıkırtısı...
Öğle sonrası uykuları, kalkınca gözlerdeki mayhoşluk,
Kuruyan ağızlar, içilen ılık içecekler...
Kalabalık aile olma hali...
Sabah uyanınca etraftaki karın güzelliği, nihayet yağması...
Arabaların karlı yollarda ki izleri, sokak lambasını ışığında yere düşen kar taneleri...
Neva' nın '' ka'' diyerek cama yapışması...
Kızarmış ekmek kokusu, akşam telaşı...
Dondurucu soğuk...
Son haftalar böyle geçti işte, hem bir koşuşturma hali hem de rutin işler,
Güzel güneşli günlerin hayali ile...