bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Nisan 04, 2009

Bahar


Bahar tüm güzelliğiyle birden bire geldi.
Havalar öyle ısındı ki, güneş bir yandan ısıtırken
bir yandan da yeni umutlarla dolduruyor içimizi.
Nisan en sevdiğim aylardan, bahar en sevdiğim mevsimlerden.
Nisan demek biz de doğumgünü ayı demek.
BaBa_HaKaN ' ın , Neva ' nın , kardeşimin,
arkadaşlarımın doğumgünü bu ay.
Bu ay hep heyecanla geçer bizim evde.
Neva' yla evde beraber olduğumuz şu günler herşeyi
birlikte yaparak geçiyor.
Beraber markete alışverişe gidiyoruz, biraz park keyfi,
evde çamaşır asma, kitap okuma, puzzle keyfi, yemek saatleri.
Herşey iyi güzel hoş ama şu yemek meselesi benim iyice canımı sıkmaya başladı.
Zaten çok fazla yemeyen Neva artık döktüğüm onca dile rağmen zorla yemek yiyor.
Bin numara yapıyorum, daha sonra tekrar deniyorum yok olmuyor.
Beraber yaparken iyi, gelen kokulara bayılıyor ama hepsi bu.
Ne yapmalı nasıl çıkmalı şu işin içinden acaba?

Salı, Mart 31, 2009

Park


Bugün hava harikaydı.
Baharın kendini göstermeye başladığı,
güneşin içimizi ısıttığı bir gündü.
Güzel hava demek park demek evde olunca.
Hemen hazırlandık, eskiden gittiğimiz, bize artık biraz uzak olan
Neva ' nın ''eski park'' ına gittik birlikte.
Yol boyu etrafı inceledik.
El ele yürüdük.
Neva '' anne seninle böyle dolaşırken sohbet etmek çok eğlenceli '' dedi.
Zaten son günlerde beni şaşkına çeviren laflar ediyor.
Ağaçları inceledik.
Yola çöp atanlara söylendik.
Parka haftaiçi gelince fazla kalabalık değildi.
Birkaç bebek güneşlenmek için gelmişlerdi anneleriyle.
Neva herzaman ki favori kaydırağı olan kapalı kaydıraktan kaydı.
Sonra da tutturdu '' hani şu kıvrılan kaydırak '' diye.
Daha önce hiç kaymadığı ve yüksek olduğu için ben biraz
mırın kırın ettim.
Ama Neva' nın ısrarlarına dayanamayıp tamam dedim.
Aman da aman zaten o büyümüşte benim haberim yokmuş.



Tüm akrobasi hareketlerini yaparak kaydı.
Yanımdan geçerken de bana göz kırpıyordu.
'' küçük olamam büyümek istiyorum '' diye reklam şarkısını da bir tutturdu ki
inanamadım.


Merdivenleri hızlı hızlı çıktı, yorulmak nedir bilmedi.
Ben de bir güzel güneşlendim.
Hava nefisti çünkü.
Agaçlar tomurcuklanmaya başlamış bile.

Hava da bahar kokusu, çimenler arasında açan minik mavi çiçekler.
İçimi kıpır kıpır etmeye yettiler bugün.

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

Yaz mevsimi başlıyor!


Sabah evden çıkarken bahçenin mis gibi kokusu burnuma geliyor.
Evden dışarıyı seyrederken bir bakıyoruz Neva' yla kurumuş sandığımız tüm agaçlar yemyeşil. Çoğu çiçek açtı bile.
Kuş cıvıltıları sabah yürüyüşlerime eşlik ediyor. Sessizse ortalık bir de onların cıvıltılarını hemen fark edebiliyor insan.
Yoksa günün telaşı başladığında bu sesler trafik, gürültü ve tüm o karmaşa da yok oluyor. Aslında hep oradalar aslında ama biz duyamıyoruz.
Haftasonu tam da mayıs ayına yakışır harika bir yağmur vardı.
Pencereyi açıp yağmuru seyre dalıyoruz.
Hava serinlemiş olsa da mis gibi kokuyor.
Bu yağmurlar yakında yerini kavurucu sıcaklara bırakacak.
Hem bugün yaz mevsiminin başlangıcı, '' Hıdırellez ''.
Bu demek ki toprak suya doydu, ısıya doydu.
Cemreler bir bir düştü.
Belki haberimiz oldu belki olmadı.
Cemrelerin düştüğü günler hava daha bir ısındı, sabah uyandığımız da sebepsiz bir mutluluk sardı içimizi.
Gökyüzü o günlerde daha bir maviydi.
Bulutlar pamuk gibi bir oradan bir oraya savruldu.
O günler keyfimiz tam da istediğimiz gibiydi.
Yoksa siz fark etmediniz mi!
Takvime o yılın cemreleri bir bir işaretlenmeli, o gün bizim içimize de bir cemre düşmeli, tüm kederleri bir kenara bırakmalıyız.
Ben çok severim kışın ardından uyanan doğayı, mis gibi toprak kokusunu hele ki yağmur sonrası.
Bugün Hıdırellez. Daha önce yazmışım nasıl olsa Hıdır ve İlyas peygamberin buluşmasını.
Dilekler, istekler hiç bitmez.
Her yıl yenileri eklenir listeye.
Bu yıl ki dileğim çok gizli değil aslında.
Bizi tanıyan herkesin yakından bildiği bir dilek.
Ama ne olursa olsun,
yeni başlangıçları hep severim.
Siz siz olun yarını yeni bir başlangıç olarak kabül edin.
Sabah kendiniz için yeni bir şey yapın.
Yarına özel yeni bir şeyler giyin.
Yeni bir fincanda kahve için.
Masanıza papatya koyun.
Ama mutlaka yeni bir ilk olsun sizin için.

Cuma, Mart 28, 2008

Gözlük


Gözlüğümüz kırık olabilir ya da henüz askılı elbise giyinilecek sıcak havalarda gelmemiş olabilir ama tüm bunlar bizim yazın sıcak havalarını evde yaşamamıza engel değil ki!
Sabah kalktığında ilk iş hemen şapkalarının olduğu çekmeceyi açar.
Artık o anki haline göre ( tabi ki havaya göre değil) yün bir şapkada takabilir yazlık çiçekli şapkasını da takabilir. Atkılarından birini dolanıp eldivenlerini de giyebilir. Kafasında yazlık şapka olması buna hiç engel değildir!
Sonra dolap açılır, acaba ne giysem anne!
Gözler yazlık elbiselerdedir hep. Bir askılı seçilir.
Zor ikna ederim, neyse ki çıplak giymekten vazgeçer, renkli bir elbise seçilir.
Duruma göre maalesef kırılmış olan gözlükte takılır.
Eğer kışlık şapka seçmişse o zaman da kalın bir mont bulur.
Ama tüm bunlar yapılırken ayaklar hep çıplaktır!
Zorla giyilen çorap bir süre sonra '' sıkıldım '' diye çıkarılır.
Ama ne hikmetse o atkı ve kulaklık takılıdır!
Günün ruh haline göre seçilen kombinasyon giyilir.
Koltuğa geçilir.
'' Elma kurdu '' nu izlemeye artık hazırız.
Hava güneşli olmuş ya da yağmurlu ya da soğuk!
Kimin umrunda.
Biz baharı ve kışı evimizde yaşarız.
Böylece sabahın ilk saatleri geçer bizim evde.

Cuma, Mayıs 04, 2007

Bahar gibisi yok!


Bahar sen ne güzelsin!
Etraf mis gibi çiçek kokmaya başladı.
Bahçelerde leylaklar açtı, ağaçların çiçekleri yeşile döndü.
Herşey biran da oldu sanki.
Daha pazar günü ne çok üşümüştük evde,
Akşam işten çıkınca gökyüzü hala mavi.
Yürürken etraftan guguk kuşlarının sesi gelmekte.
Sabah kuş cıvıltılarıyla uyanıyoruz iki gündür.
Sesleri duyunca bugün de güzel olacak diye geçiriyorum içimden.
Yol boyunca bahçelere bakıyorum.
Hele de köşedeki apartmanın bahçesi bir harika.
Yok öyle güller yada menekşeler.
Küçük küçük papatyalarla dolu, görünce insanın yüzünü güldüren.
Sonra balkonlara çıkmaya başlamış herkes.
Bir bir atılmış sandalyeler, üzerlerinde renkli örtüler.
Balkon kenarlarına da renkli saksılar yerleşmiş, içlerinde yavaş yavaş dönen rüzgar gülleri.
Herkes daha bir yavaşlamış koşturmayı bırakmış sanki.
Ağır ağır yürüyorlar yolda, sırtları ısınsın yüzlerine gülümseme yerleşsin diye.
Sonra manavın tezgahı da pek şenlendi.
Renk renk herşey.
Abla bu da yeni geldi bak taptaze diyen manavın neşeli çırağı daha bir neşeli olmuş sanki,
Köşede ki çiçekçi amcanın çiçekleri daha bir arttı.
İçlerinde yine en güzelleri papatyalar, kocaman herbiri.
Etrafta sinekler bile uçuşmaya başladı.
Tezgahlarda yeşil erikler tuza batırılıp yenmeyi bekliyor,
kırmızı çilekler de krem şantiye,
Beklenen yaz hızla geldi,
Ankara ' nın sonbaharı ayrı güzeldir, baharı ayrı güzel.
Çok kısa sürse de baharı, ardından kavurucu sıcaklar gelmeden yine de yüzümüzü güldürür,
henüz ceket bile giyemeden bir bakmışız kısa kollu giymeye başlamışız bile,
Ankara bu,
her hali başka güzel,
her baharı ayrı güzellikte,
yaşanılası...

Salı, Nisan 17, 2007

Baharla birlikte


Bahar iyice kendini hissettirmeye başladı.
Her taraftan çimen kokuları geliyor.
Bahçelerde çiçekler açtı.
Neva ' da bu arada iyice büyüdü:)
Artık derdini iyice anlatır oldu.
Hatta bize oyunlar yapıp yeni numaralar bile deniyor.
Cumartesi günü havanın da güzel olmasını fırsat bilip Neva ' yla yürüyüşe çıktık. Eveeet yürüyüşe. Artık pusete binmiyoruz yakın mesafeler için. Elimden tuttu '' pıtır pıtır '' yürüdü. Dışarı çıkınca ne yapacağını şaşırıyor. Önce koşmaya başlıyor sonra fazla uzaklaşmadan gelip elimi tutuyor. Neredeyse tüm bahçelere girdik, tüm çiçekleri '' uzaktan '' kokladık. Sevinçle '' anne papat '' deyip bana yerdeki minik papatyaları gösterdi. En sevdiğim çiçektir papatyalar. Çimenlerin arasında onları da görünce çok sevindim. Sonra yere konmuş kuşların yayına gittik. Neva ne kadar '' del del '' dediyse de onlar hemen uçtular. O da ellerine iki yana açıp '' gitttii'' yaptı.
Neva ' yla beraber hergün yürüdüğüm yol boyunca yürümek çok keyifliydi. Hergün geçtiğim sokaklar, kaldırımlar olsa da meğer keşfedilecek ne çok şey varmış dedim:)
O minik boyuyla benden daha farklı bakıyor dünyaya. Yere atılmış kağıtlara çok şaşırdı. '' anne pis'' dedi. Sonra kocaman bir yoğurt kabına dikilmiş çiçekleri de ilk o fark etti. '' Anne bak ayran '' dedi. O göstermeden hiç fark etmemiştim tabii.
Kaldırımların arasında açmış minik sarı çiçekleri de o gördü. Oysaki ben hergün koşar adım yanlarından geçip gidiyordum. Onları da eğilip kokladık, sevdik. Sonra çiçeklerini dökmüş bir agaca çok acıdık:) Dibinde durup uzun uzun '' ayyy ayy '' dedik. Tüm bahçelere girdik, sokak orada oturanlar tarafından nasıl görünürmüş bir de oradan seyrettik. Pencere önüne konmuş ahşap bankta soluklandık. Yatak, nevresim, örtü satan dükkana uğradık. Sonra kırtasiyenin camına yapıştırdığı resimlere takıldık. En çok pembe şapkalı bebeği beğendik, atları sevdik. Oradan yine '' pıtır pıtır '' yürüyerek simitçinin yanındaki piyangoyuca uğradık. Rüzgarda dönen piyango biletlerini izledik '' alkış '' yaptık. Sırtımızı güneşe dönüp üst sokaktaki kreşin bahçesine gittik. İçeriye giremesekte salıncaklara ve kaydıraklara el salladık. Arada '' annem '' diye elimi sıkıca tuttu arada bırakıp kendi yürüdü.
'' Buket Uzuner '' gelecekti kitabevine imza için. Ama ertelenmiş pazar günü gelecekmiş. Gidip onu da öğrendik. Yoksa kitabımızla beraber mutlaka orada olacaktık. Benim en sevdiğim yazardır. Ve son kitabını okuyorum bugünlerde:)
Kitapçının vitrinine de takıldık. Çocuk kitaplarına baktık, sokağa taşan müzikle biraz dans ettik.
Güneş alçalmaya başlayıp serinlik çıkınca birbirimize sarılıp evimizin yolunu tuttuk.
Her zaman biz mi birşeyler öğreteceğiz bu miniklere onlarda bize ne çok şey öğretiyorlar.
Geziden çıkarılacak dersler öyle güzel ki benim için. Bir kere etrafımıza daha iyi bakmak, görmeyi öğrenmek lazım dedim kendime. Yanından koşup gittiğimiz hayatta ne detaylar var oysa ki... Sonra bazen karşımızdakinin yerine de koymalıyız kendimizi. Bir de onun cephesinden bakmalıyız olaylara. Böyle olunca sanki zor sandığımız pekçok şey daha kolay gözükecek gözümüze. Arada boyumuzu küçültüp bir de o gözle bakmak gerçekten de çok zevkli. Aşağılarda da çok eğlenceli şeyler oluyor çünkü:)

Dip not : Neva bu tacını Turkcell reklamlarında ki antenlere benzetiyor. Bağlan yerine de uydurduğu '' baldi '' lafı kaldı. Yani biz bu taca '' baldi baldi '' diyoruz. Arada antenleri sallayıp ileşime katkımız oluyor:) Bu fotograf cumartesi çekilmedi. Yani Neva gerçekten de elimden tutup dolaştı:)

Pazartesi, Mayıs 01, 2006

Odamıza bahar geldi


Haftasonu hava güzel değildi ama biz yine dışarıdaydık. Cumartesi sabahı kalkıp koşturarak hazırlandık. Neva ' nın doktor kontrolü vardı. 1 yaş olunca gidecektik. Yaklaşık 2 aydır gitmemiştik. Her gitmemizde biraz daha heyecanlanır, doktorumuzun ne söyleyeceğini çok merak ederdik. Aldığı her gram kilo, uzayan her cm boy bizi çok mutlu ederdi. Tabii başımız sıkışınca da yine telefona sarılır bilgiler alırdık. 1 sene göz açıp kapayana kadar geçti. Çok şükür ki çok önemli bir hastalık atlatmadık. Genelde diş çıkarma dönemlerimiz ateşli geçti. Onun dışında hep kızımızla ilgili yeni şeyler öğrenmek için gittik. Bu ay ne yemeli, ne yapmalıyız... Özellikle işe başladığım dönemde doktorumuzun da desteğiyle anne sütü vermeye devam ettim. Gerçi ben de bu konuda çok ısrarcı oldum. Hala da Neva anne sütü alıyor. Bunun ilerde kendisine ne kadar faydalı olacağını da bildiğim için en azından içim rahat. Uykusuz geceler, süt sağma çalışmaları derken bu günlere kadar geldik. Sütümün artması için elimden geleni yaptım :) Üstelik bu sayede tüm fazla kilolarımdan da kurtuldum. Yani bir taşla iki kuş misali :)
Sabah ki doktor kontrolümüz güzel geçti. Kızımız büyümüş, fazla kilo almasa da iyiymiş.
Bu haberleri duymak bizi çok mutlu ediyor. Özellikle babaannesi ve anneannesi merakla sonucu bekliyor. Kilo almış mı:) Ne de olsa hafta içi tüm çabaları Neva için. Biraz daha yesin, oynasın mutlu olsun diye :)
Hastaneye gittiğimiz de yeni doğmuş bebekleri görünce aslında Neva 'nın nasıl da büyümüş olduğunu farkettim :) Öyle ki kızım artık bekleme salonunda ki kaydıraktan bile kayıyor. Sanki kendi çok büyükmüş gibi bebeklere ve çocukları görünce sevinç çığlıkları atıp el çırpıyor:)
Öğleden sonra arkadaşımızın nikahına katıldık. Eski çalıştığım bürodan arkadaşlarımı görmek çok güzeldi. Herkes yavaş yavaş evlenip çoluk çocuğa karışmış:) Aslında ilk çocukla gelen de bendim. Neva nikah sırasında bol bol alkış yaptı. Şu sıralar en sevdiği şey !
Akşam da artık uzun zamandır aklımda olan Neva ' nın kıyafetlerini bir elden geçirdim. Minik patikler, tulumlar, çoraplar, eldivenler...Nekadar da minikmiş !! Sanki oyuncak bebek kıyafetleri. Aslında onlar bile uzun zaman büyük gelmişti. Tulumları görünce beraber geçirdiğimiz güzel yaz günleri aklıma geldi. Üzerini değiştirir akşam dışarı çıkardık. Hava serinlemiş olurdu. Herbirini elime alınca o günlere döndüm. Oysa ki daha bir yaz bile geçmedi. Zaman gerçektende hızlı geçiyor.
Pekçok kıyafeti ayırdım, hepsini kaldırdım. Böylece dolabımızda yer açılmış oldu. Yatak örtüsünü de değiştirdim. Vız vız arı gitti yerine ayıcık ve kelebekler geldi. Neva doğmadan odasına birşeyler almaya başlamıştık. Hatta son günlerde tutturmuştum tek eksiğimiz perde ki kelebeklerdi, onun için de Kızılay ' da epey dolaşmıştık. Onları da tekrar çekmeceden çıkardım perdeye astım. Böylece Neva 'nın odası da bahara hazırlanmış oldu:) Sırada bizim dolap ve çekmeceler var!

Salı, Nisan 04, 2006

Güneşli günler de geldi !


Bahar iyice kendini göstermeye başladı. Tüm ağaçlar kış uykusundan uyanıp dallarında yapraklar ve çiçeklerle bizi selamlar oldular. Baharın bu coşkusu ve renklerine bayılıyorum ! Sanırım benim gibi pek çok kişide de heyecan ve mutluluk yaratıyor. Yakın bir zamanda park ziyareti yapmalıyım. Hatta bir pazar kahvaltımızı hazırlayıp kırlara çıkmalıyız. Bol bol resim çekip doğanın kokusunu içimize çekmeliyiz...
Neva ' ya gelince son günlerde iyice büyüdü :) Yürütecinde özgürlüğün tadını çıkarıyor ! İlk önceleri içinde öylece kalırken son iki gündür rüzgar gibi uçuyor :) İlk iş doğru çöp kutusu! Kapağına elleyip bize bakıyor, ki aman yapma diyelim. O hızla yere düşürüp kovayı uzaklaşıyor. Çığlıklarla tabi:) Sonra ikinci hedef televizyonun düğmesi. Gidip minik parmağını uzatıp bizi bekliyor. Yine biz aman deyince bir hız oradan da uzaklaşıyor. Önce geri geri sonra yan yan sonra da öne doğru atılıyor. Biz de peşinde:) Beraber yakalamacılık bile oynuyoruz :) Benim kızım büyümüşte oyunlarda oynarmış ! 1 yaşımıza çok az kaldı. Bizi de bir heyecan aldı ki sormayın..
Haftasonu Neva ' nın tabi bizimde gezme günümüz oldu. Cumartesi Tunalı ' ya gittik. Mado ' da oturup dondurmalarımızı yerken Neva ' da gelip geçenleri izledi. Öyle söylediğime bakmayın tabi uslu uslu oturmadı. Elinde ne varsa hepsini yere attı :) Hava güzel olduğu için sanki tüm Ankara dışarı çıkmıştı. Pekçok tanıdıkla karşılaştık.
Pazar günü de hızımızı alamadık. Dışarda yemek yedik, ardında da Armada' ya gittik. Hava biraz kapalıydı. O yüzden de açık havada dolaşamadık. Aslında herşey aynı olsa da işte hava almak adına bizde karmaşaya katılıyoruz ...
Her sabah uyanınca ilk iş dışarı bakıyorum. Güneş varsa tamam bugün de güzel olacak diyorum içimden ! Güne güzel başlamak gerek değil mi! Hem hava güzel olunca kızım da öğlen beni işten almaya geliyor. Kafasında sarı civciv şapkasıyla etrafa şaşkın şakın bakıyor. Sonra uzaktan beni görünce önce şöyle bir bakıyor, sonra da minik kollarını bana doğru uzatıyor. İşte o an dünyalar benim oluyor. Yol boyunca açan çiçeklere bakıp, yaprakları yeni çıkmaya başlayan dallara uzanarak eve kadar geliyoruz. Sonrası akşam üzerine kadar yeniden ayrılık. Sonunda kavuşmak olunca ayrılık bile güzel geliyor !!

Salı, Mart 21, 2006

Bahar !


Az kaldı ağaçların çiçek açmasına. Geçen yıl bu zamanlar hamileliğimin son aylarındaydım.
Hava yine bir açıp bir kapardı. Bense günleri sayar kızımıza kavuştuğumuz anı hayal ederdim. Bu fotoğrafı geçen yıl nisanın ilk haftasında çekmiştim. Hatırlıyorum çok güzel güneşli bir gündü. Bahar tüm renkleriyle kendini göstermiş, ben fotoğraf makinamla öğle tatilinde parka gitmiştim. İçim açılmıştı renkleri görüp kokuları içime çekince. Az kaldı o günlere :)
Nedense biz ailece ( baba-anne-kız olarak bahar doğumluyuz. Nisan-mayıs ayları) baharı çok severiz.Sıcakları ise hiç sevmem.
Oysa ki bahar günlerinde hava ne sıcaktır yakarcasına ne de soğuk insanı dondururcasına. İçiniz ürperir sadece, üzerinize hafif şeyler giyer güneşi doyasıya hissedersiniz teninizde. Kıştan yeni çıkan teniniz bu ılık okşayışla mayışır. Hep baharda şöyle yaylalara, tarlalara gitmek isterim. Otların üzerine uzanmak, yeni açan çiçekleri koklamak...
Az kaldı sabah kuş sesleriyle uyanmanın, gözümüze giren güneş ışıklarıyla yatakta doğrulmanın...Baharın kokusu, kuşların cıvıltısı, içimizde sebepsiz bir sevinç kendimizi dışarı atmaların...
Bugün 21 mart. Gündüz ve gece eşitleniyor sadece yılda iki kez olduğu gibi. Bir diğeri 21 Haziran. Hem kıştan hem yazdan günleri çalan, kazma kürek yaktıran Mart ayının sonları. Artık hergün biraz daha uzayacak. Pazar günü saatler 1 saat ileri alınacak.
Hernekadar bugün hava kapalı ve yağışlıysa da güneşli günlere az kaldı. Sabah, havada yağmur kokusu sarmıştı her tarafı. Gelirken yine hergün gördüğüm pencerede şu meraklı köpek patilerini dayamış pencereden dışarı bakıyordu. Görünce gülümsedim ve BaBa_HakAn olsa şimdi ne derdi diye düşünüp keyiflendim.
21 Mart Dünya Şiir günüymüş bir de, Baharın başlangıcı aynı zamanda...
Nedense hayatımız içinde şiir hep geri planda kalır, oysa nekadar hayatın içindedir.
Sizinde gününüz bugün şiir tadında, bahar neşesinde geçsin e mi :)


Giderken (ÇUKUR)

Bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru

Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar

Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur

Sunay AKIN

Pazartesi, Mart 06, 2006

Bahar geldi!


Haftasonu hava gerçekten güzeldi. Bahar geldi artık. Güneş yüzünü gösterince biz ve sanırım tüm Ankara kendini sokaklara atmıştı.
Cuma günü BaBa_HaKaN ' ın tezini vermesiyle derin bir oh çekip uzun zamandır yapmadığımız haftasonu gezilerimize başladık.
Cumartesi günü ilk önce ANKAN bulışmasına gittik. Biz ilk kez katılacaktık. O yüzden de çok heyecanlıydık. Daha kapıyı çalmadan duyulan çocukların sesleriyle doğru adrese geldiğimizi anladım:) Bizi güler yüzüyle ANKAN anneleri karşıladı. İsimlerini bilsemde ilk kez karşı karşıya geldik. Neva ilk kez bukadar çok çocuk ve kalabalık görünce biraz şaşırdı. Şaşkın şaşkın etrafına bakındı durdu. En küçük bizdik katılanlar arsında. Çoğu uzun zamandır birbirini tanıyan annelerden oluşan grup, bizi de aralarına aldılar. Çocukların sesleri, annelerin gülen yüzleri olunca ilk tanışma bizim için çok güzel geçti.
Hava güzeldi. Tunalı ve Kuğulu Park' ta dolaştık biraz. İnsanlar dışarı çıkmış, uzun zamandır havalardan dolayı içeride kalmanın acısı çıkarıyorladı.
Pazar günü hava daha da güzel oldu. Kahvaltı için Neva ' nın Gülümden teyzesine gittik. Kızım orada da boş durmadı, çalıştı. Kurabiye kalıbını kemirdi, kitap okudu. Asıl önemliside piyano çaldı:)) Şu haline baksanıza ! Nasıl bir edayla oturmuş:) Biz çok eğlendik:)
Güzel bir haftasonu geçiridik. Havaların gerçekten de insanın ruh hali üzerinde çok etkisi var. Her nekadar yağmurlu havaları da sevsem güneşli günleri çok özlemişim.
Cemreler düştü, önümüz bahar. Tüm doğa renk şölenine hazırlanıyor, çok yakında tüm çevremizde..