neva etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
neva etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 09, 2009

Bir imza günü : Buket Uzuner



Haftasonu çok sevdiğim bir yazar olan '' Buket Uzuner '' in imza günü vardı.
Cumartesi günü hazırlandık, kitaplarımızı yanımıza aldık yola çıktık.
Neva çantasına iki miniş ve pembe fotograf makinasını da ekledi.
Kitapçıya gittiğimizde henüz kimse yoktu.
Zaten erken gelmiştik.
Biraz dolaştık, sonra sırada yerimizi aldık.
Buket Uzuner'in kitapları sıralanmıştı boy boy ve renk renk.
Hepsi de yeni baskı ve yeni kapak tasarımlarıyla.
Ben de ise neredeyse ilk çıkan baskıları ve farklı kapakları var kitapların.
Buket Uzuner' i çok severim.
Kendisiyle tanışmam '' Bir şehir romantiğinin günlüğü '' adlı gezi kitabı ile olmuştu. Konur sokakta ki Dost Kitabevinde dolaşırken ki Ankara' lı olanlar bilir bizim öğrencilik dönemimizde oranın ne denli önemli olduğunu,
orada yine dolaşırken kitabı görmüş biraz da mimarlık öğrencisi olmanın verdiği heyecanla içinde '' şehir '' le ilgili konular bulacağımı düşünmüştüm.
Benim ilk gezi kitabımdır.
Gezi kitaplarına, yazılarına, dergilerine olan düşkünlüğüm Buket Uzuner ' in işte o kitabıyla başlamıştır ve o gün bugündür de devam eder.
Ardından yine 2000 yılında yazdığı ''New York Seyir Defteri '' ise benim için ayrıca özeldir.
BaBa_HaKaN' la yine bir imza günü için buluşmuş beraber sıraya girmiştik.
Bugün ise üç kişilik bir aile olarak, Neva ile birlikte sıraya girdik kitap imzalatmak için.
''New York Seyir'' defteri ise en güzel kitap tasarımıdır benim için.
Tıpkı bir ajanda gibi spiral ciltli ve harika bir kitaptır.
İlk çıktığı gün kitapçıları dolaşmış bulduğumda da inanılmaz sevinmiş, sanki bir
arkadaşımla buluşmuş kadar mutlu olmuştum.
Daha sonra ki baskılarında ise normal kitap basımı olarak çıkmıştır bu kitap.
Bir daha da öyle güzel, içeriğine uygun bir kitap tasarımı görmedim.
Diğer kitapları da harikadır zaten.
'' Kumral Ada Mavi Tuna '' ise kim okusa etkisinde kalacağı bir kitaptır.
Hatta kitabı okuduktan sonra çocuklarına bu isimleri koyan çevremde bile tanıdıklarım var
.


Buket Uzuner benim için çok özeldir.
Tekrar bir imza gününde, 9 yılın ardından onu görmek beni çok heyecanlandırdı.
Neva önce sıraya girdi.
Elinde ki kitabı hemen götürüp önce bir bıraktı.
Şaşırdı, ne yapacağını bilemedi,
bizden önceki kişi imza alınca sıra bize geldi.
Buket Uzuner hemen Neva ' ya adını sordu.
O da önce bir utandı, kitabı önüne attı gitti,
tekrar geldi:)



Neva' nın adının anlamını sordu bize.
Sonra ona özel kitabı imzaladı.
'' Büyüyünce okusun diye ...''
Okuyucularıyla sohbet etmek isteyen güler yüzlü bir kişi.


Biz heyecanla çıktık.
Neva tüm gün ve ertesi günü, hatta gece yatarken kitabı elinden bırakmadı.
O benim kitabım diye.
İçinde ki yazılara bakıp kendi kendine okumalar yapıyor.
Gece kitap elimde, biraz kitaptan biraz uydurduğum hikayeleri okudum.
Durup durup aklına geliyor, kitabım nerede diye.
Ne yapayım sakladım !
Hani büyüyünce okuyacak ya, aman yırtılmasın çok değerli bizim için.
Şimdi benim başucumda.

Salı, Nisan 22, 2008

23 Nisan


Gelmesini o kadar heyecanla bekledi ki pencereden gördüğün de
'' Tombiş bebeği beklemekten öldüm '' anne dedi.
Kuzenler bir arada,
çok güzel anlaştılar ikisi de.
Birlikte oyun oynayıp kendilerince sohbet bile ediyorlar.
Yakışıklı Yağız yarın da bizimle.
Çünkü yarın '' 23 NİSAN ''
Neva yarın tam 3 yaşında olacak,
merakla bekliyoruz yarını.

Pazartesi, Temmuz 23, 2007

Yavaşlık


Havalar sıcak hem de çok sıcak! Bu sıcak havalar beni hasta ediyor, sürekli başım ağrıyor, yavaşlıyorum.
İstiyorum ki herşey de benimle beraber ağır çekime geçsin.
Günler daha yavaş aksın.
Kahvaltı sofralarında daha uzun süre oturulsun.
Okuduğum kitap bitmesin.
Erken kalkıp geç yatayım.
Sonra buz gibi limonata içerken, ayaklarım da yeni yıkanmış balkonda ki suların içinde olsun.
Tatill günleri biran önce gelsin.
Kızartma kokuları evden bahçeye taşsın,
Hep yapmak istediğim el işlerine vakit ayırabileyim.
Bu arada ufak tefek malzemelerimi almaya, biriktirmeye başladım.
Kafamda ki fikirleri gerçekleştirebileceğim.
Tatilde tek yapmak istediğim evde olmak.
Neva ' ya daha uzun sarılıp tatlı öğle uykularına dalmak,
akşam üzeri taze demlenmiş çayın yanında yeni pişmiş kurabiyeler yemek,
ayağımı altıma alıp koltukta otururken bir yandan dikiş yapmak,
okuduğum kitabı uykum gelince ters çevirip koltuğun yanına koymak,
gecenin hafif esen rüzgarında güzel filmler izlemek,
tüm çekmeceleri döküp, takılarımı düzenlemek,
ortalığa kendime göre çeki düzen vermek,
birden kağıtlarımın arasından çıkan yemek tarifini halıya oturup okumak,
yavaş yavaş ayaklarıma kırmızı oje sürmek,
sonra acele etmeden onların kurumasını beklemek,
Neva ile kitap okumak,
bir masalı en az beş kere '' bidaha '' anlatmak,
akşam üzeri gidilecek olan park saatini heyecanla beklemek,
fırında pişen hep bişeyler varken,
yeni tarifler aramak,
boyamalar yapmak,
yeni çizimlerle karakterler yaratmak,
kendime bir atölye yapmak
istiyorum!
Tüm bunları yaparken de zaman öyle yavaş aksın istiyorum ki,
başımı bir kaldırdığım da karşıda ki duvar saatinde zaman bir arpa boyu yol almış olsun istiyorum.
Yaşam bize bir kere verilmişse neden bitirmek için acele edeyim ki!
Yapmak istediğim bunca şey varken !

Salı, Mayıs 01, 2007

Yeni bir yaş


Annesinin bebeği,
Babasının hayatı,
Amcasının meleği,
Babaannesinin aşkı,
Anneannesinin balı,
23 Nisan ' da 2 yaşını bitirdi.
Zamanın çok hızlı geçtiğinden bahsetmeyeceğim.
Ya da ne çabuk büyüdüğünden.
Onunla geçen her an hepimiz için ayrı keyifli. Artık o da biliyor zaten kim kendisine nasıl sesleniyor, nasıl seviyor diye.
Babaanesi ile kitap okumayı seviyor mesela. Beraber bebeğine tülden elbise dikiyorlar. Oyunlarla, binbir numarayla yemekler yeniyor, kokular sürünüp süsleniliyor. Koridor da maç yapıp, top yakalamaca oynuyorlar. Perdenin arkasına saklanıp ebelemece oynuyorlar. Bol bol gülüyorlar.
Anneanne ile dışarı çıkmayı seviyor. Beraber '' pıtır pıtır '' yürüyorlar yolda. '' ananeeee hadii pıtıy pıtıy '' diyerek ben işe gidince mahalleyi dolaşmaya çıkıyorlar. Arabaların park ettiği yerde, kenarda oturuyorlar. Dahası Neva '' hadi '' diyor tam oturacaklarken bizimki kaçmaya çalışıyor. Kendince numaralar yapıp sözde kaçacak:)) Minik boyuna bakmadan anneanesini kandıracak:)
Babası ile büyük bir aşk yaşıyor. Bir '' babaaam '' demesi var ki:) Beraber müzik dinleyip ayakta dakikalarca dans ediyorlar. Boyama yapıyorlar.
Kendine göre herkesle birşeyler paylaşıyor. Benim içinse önemli olan mutlu olması.
Büyüklerimizin onun için yaptığı fedakarlıkları, özveriyi ise ne yapsam ödeyemem.
Ama sonuçta Neva çok mutlu. Genelde de sakin, güleryüzlü mutlu bir çocuk. Bu da bana yeter zaten.
Haftasonu yada akşamları beraber olduğumuzda yaşadığımız her anın nasıl da özel ve önemli olduğunu düşünüyorum. Kapıdan girer girmez tüm sıkıntıları, işyerinin koşturmalarını dışarıda bırakıp '' anne '' kimliğimi yükleniyorum. Kocaman bir gülümsemeyle sarılıyorum ona. Hemen benim terliklerimi getiriyor '' giy '' diye. Kucağıma çıkıyor. Yaptıklarımızı anlatıyoruz. Onu şaşırtan birşey olduysa gözlerini açıp anlatmaya çalışıyor:) Bu haline işte dayanamıyorum. Hemen öpücüklere boğuyorum onu. Gözlerine baktığımda tüm kırgınlıklarım, üzüntülerim bir çırpıda yok oluyor.
Bebeğim gün geçtikçe bana daha yakın bir arkadaş oluyor.
Hemen anlıyor beni. Sarılıp mutlu etmeye çalışıyor. Ya da kafasını yana eğip '' anneeemm '' diyor. İşte o an artık hiçbirşeyin önemi kalmıyor.
Doğduğu ilk anda gördüğüm şey o minik gözlerdi. Beni ararcasına dolaştı odada. Sonra birbirimize baktık ve rahatladık. İşte kavuşmuştuk. O büyülü an hiç aklımdan çıkmadı. Şimdi de heran birbirimizin gözüne baktıkça güven duyarız, kalabalıkta, korktuğumuzda, mutsuz olduğumuzda...
Daima yanında olacağım bebeğim!

Pazartesi, Şubat 05, 2007

NEVA’nın Şarkıları

O artık kendi şarkılarını dinliyor
Evet… evet
O uzuuuun zamandan beri bizim evin ÖZGÜR KIZI :)
Kim mi ?
Tabii ki Neva…
Acaipp bir ritm duygusuna sahip,
O uzun süreden beri kendi sevdiği şarkıları dinliyor.
CD kapaklarından sevdi şarkıyı seçiyor
Ve sevdiği şarkıların ritmiyle dans etmeye bayılıyor.
Ve eğer ev ya da araba dışındaysak ve küçük hanımefendinin canı müzik dinlemek isterse
Sevdiği şarkıları liste olarak bize sunuyor.

Onun da Top 5’i var!!!

İşte NEVA 5
1-OKKA ( Hokka - Nazan Öncel )
2-PİYİ ( Peri – Nil Karaibrahimgil )
3-VİTTİ (Vitrin – Ajda Pekkan )
4-YA YA ( Aşkım Baksana Bana - Nazan Öncel )
5-LA LAA (Lay la lay la lay – Gülben Ergen


Unutmadan;
- Dans tek başına zorunlu olmadıkça yapılmıyor ( Baba ya da Anne ya da Ailenin diğer fertleriyle birlikte katılım şart!!
-Eller yumruk yapılıyor ve havaya sağlı sollu sallanıyor ki özellikle VİTRİN şarkısında bu belirgin!
-Şarkıların tekrarı her daim mümkün olabilmeli,

En Son Olarak ;
- Nevaaaa seninle dans etmeyi özledim Babacım !!!!
haydi ellleeeeer havaya dıttt dıttt dıtttt dııııııııııııııııııııııı :))))))))



BaBa_HaKaN

Perşembe, Ocak 04, 2007

Zaman geçiyor...


-Neva sen benim neyimsin?
-bali ( balın)
-başka?
-bebeğiii (m)
Neva artık iyice konuşmaya başladı. Hergün yeni bir kelimeyi daha söylemeye çalışıyor.
Çok komik oluyor ama:) Yukarıdaki diyalog günde pekçok kere tekrarlanıyor ve hepsi de kucaklaşma ve öpücüklerle sonlanıyor:)
Yazmadığım günlerde pekçok şey oldu aslında. Ama tembellikten kurtulup bir türlü yazamadım. Buna isteksiz ve keyifsiz ruh halimde eklenince blogu uzun zamandır ihmal ettim. Hergün girip baktım, ben bile sıkıldım şu '' ekmek '' tarifinden:)) Artık herkes denemiştir sanıyorum:)
Neva ' nın saçını bayramdan önce kestik. Uzun zamandır istiyor fakat bir türlü cesaret edemiyordum. Yok biz keselim olmaz kuaföre götürelim derken banyo sonrası taradığım saçları uzun uzun dökülmüşken babaannesine dedim ki '' hadi keselim ''. Bir çırpıda kestik. Kestik dediysem şöyle 2-3 parmak kadar. Yoksa kısacık olmasına kıyamam! Daha cılız olan uçlarını kestik. Şimdi iyice japon çizgiflimlerindeki kızlara benzedi. Saçlar omuz hizasında küt, yandan da tek toka:) Bu arada geç de olsa buradan da bir teşekkür borcumuz var. Geçen hafta İzmir ' den gelen paket içinden Neva ' ya harika tokalar çıktı. Kuzen Özlem, Özge ve teyzeme çok teşekkürler:) Artık renk renk bir sürü tokamız var. Çekmeceyi açıp onları dağıtmak hepimizi çok eğlendiriyor:))
Parça parça olsa da aklıma gelenleri yazıyorum işte. Bu aralar ayakkabılara takmış durmdayız. Eve gelen ya da yeni tanışılan herkese ayak uzatılıyor ve '' dodo '' ve '' maamun'' gösteriliyor. Üzerinde Dora resmi olan bir ayakkabı görmüştük. Neva çok sevdi. Hep söylemeye başladı. Biz de alalım dedik. Neva uyuduğu için denemeden aldık. Uyanınca bizim prensesin ayağına olmadı. Üst kısmı biraz tompişte, bir nevi pohaça ayak:) Geri verdik. Yerine başka bir ayakkabı aldık. Ama Neva ısrarla ona '' dodolu akka'' demeye devam ediyor. Bayram boyunca herkese durmadan gösterdi:)
Diyorum ya her geçen gün büyüyor artık diye. Uzun zamanır görüşmediğim bir arkadaşım geldi.
Kapıyı Neva ' yla açtık. Bizim ki hemen kendini gösterip '' nenne '' dedi. Yani kendini tanıtıyor tanışmak için, çook güldüm çook:)
Artık kendi kendine daha uzun zaman oynuyor. Elinde bir bez ya da yastık olursa kendi kendine oyunlar üretiyor. En son saç baş dağılınca bir yastığa atıyor kendini :)
Bir de artık ille de kendim yiyeceğim diye tutturuyor. Elinde kaşık bu aralar yediği tek şey olan pilavı kaşıklıyor. En son tabağı ters çevirip döktüğünde kalkma vakti gelmiş demek oluyor:)
Yukarıdaki resim ise Neva ' ya '' hadi gözlerini küçült '' dediğimizde yaptığı şey:)
Zaten minik olan gözleri tek çizgi haline geliyor, öndeki minik dişlerini gösteriyor veeee çoook sevimli oluyor:) Yani bize göre tabi...
Yeni yılın 4 günü yaşandı bile. Günleri sayarken bu kadar hızlı geçmesine içerlesem de önemli olan güzel vakit geçirmek. Sevdiklerimizle beraber, mutlu ve huzurlu bir yaşamdan daha önemli ne olabilir ki! Bu yıl en azından hayallerimizden birini gerçekleştirmemiz dileğiyle...

Pazartesi, Temmuz 03, 2006

Meraklı Neva


Neva artık yavaş yavaş yürümeye başladı. Yavaş yavaş dediysem yürüme hızı değil, biz henüz bırakamıyoruz ki tek başına yürüsün. Yoksa ona kalsa bulduğu heryere koşarak gidecek, tüm odaları karıştıracak.
Kaşla göz arasında boyunun yettiği çekmeceleri açıyor. Bunun için satılan bir sürü aparat var güvenlik için. Çekmece için kilit, priz için kapatıcı, kapı için aparat daha bir sürü şey. Ama bunlarla nereye kadar koruyabiliriz diye düşünüyorum. Hiç mi başka eve gitmeyeceğiz. Üstelik böyle saklayınca daha çok ilgilerini çekiyor. O minik pamaklar heryere girebiliyor. Ama yine de ben şimdilik bu koruyuculardan kullanmayı düşünmüyorum. Birlikte merak ettiği şeyi incelersek hem öğrenmiş oluyor hem de merakını gidermiş oluyor, üstelik böylesi daha da güvenli.
Biz Neva yürümeden konuşacak diye düşünüyorduk. Çünkü yürümeye hiç ilgi göstermezken kendince bir lisanla bizimle konuşurdu. Şimdilerde bu lisanın kelimelerini bayağı artırdı. Lamba, ayna, elma, anne, baba, ayakkabı diyor. Tabi kendince. İşte Neva ' nın lisanı:
Anne: ennne
Baba: babba, babba,
Ayna: eynne
Ayakkabı: akka bazen de atta
Lamba: amba
Abla: abbba
Abi: abbbi
Elma: emmma
Hadi gidelim deyince: atta ve el başa bi kaç kez vurulur:) Hatta gitme sevinciyle etrafa bay bay yapılır:))
Hemen yemeğimizi yiyelim deyince: emennn
Galiba bizim kız herşeyin üstüne bastırarak, hakkını vererek konuşacak.
Bu arada dün parka doğru gittik. Çimenler sulanıyordu. Tutturdu fıskiyelere elleyeceğim diye, tabi ıslanınca sevinip kaçıyor. Epey bir süre suyla oynadık. Ama galiba biraz da asi olacak:) Bırakın elimi ben gideyim diyor. Kendimizi eve zor attık. Zira daha sonra pusetine de oturmadı:))
Dışarıda bu yaşlarda ki çocuklara bakıyorum da, bir kısmı arabada giderken diğer kısmı yürüyor arkadan da puseti geliyor. Oturanlarda zaten bir süre sonra kalkıp yürümek isteyeceklerdir:) Böyle olunca bir elde çocuk diğer elde araba, yürümeye çalışan bir anne ya da baba görüntüsü ortaya çıkıyor:)
Neva 14 aylık oldu. Geçen sene minik bir bebekken şimdi artık nerdeyse kocaman bir kız oldu. Yaptığı her yeni hareket, attığı her adım bizi öyle mutlu ediyor ki. Evimizin neşesi seni çook seviyoruz

Pazartesi, Mayıs 29, 2006

Neva, bebek, su şişesi


Hava çook sıcak ki ben sıcağı hiç ama hiç sevmem. Şöyle serin, güneşli havalara bayılırım. Sıcakta ise evde olmayı, yeni yıkanmış balkonda oturmayı severim. Öğlen sıcaklığında mayışıp uyumayı, akşama doğru taze taze yapılmış sigara börekleri yemeyi severim. Yeni sulanmış toprak kokusunu severim. Ağaçların serinliğinde kitap okumayı severim. Ama sıcağın altında uzanıp güneşlenmeyi, bir yerlere gitmeyi, özellikle kalabalık otobüslere binmeyi ( ki seveni olmaz sanırım ) ise hiiiç sevmem. Ama çalışınca özellikle yazın artan iş temposundan, bir türlü izine ayrılamadan sonbaharın gelmesinden, gidip gelenlerden tatil anılarını dinlemeye ise neredeyse alıştım. Bir tek geçen yaz, Neva yeni doğduğu için izinli olduğum dönemde tatilin tadını doyasıya çıkardım. Tabi bir de öğrenci iken yapılan uzun yaz tatillerini saymazsak:) Şimdilerde ise gün sayıp bir an önce tatile çıkma hayalleri içindeyken işler kışın olduğundan daha bir fazlalaştı. Hep yetiştirilecek acil (!) projeler oluyor. Son haftalarda bir yandan kendi işimi yaparken özellikle ne hikmetse ( !) haftasonuna doğru acil yapılması gereken yeni işler çıkıyor. Geçen hafta da perşembe öğleden sonra verilen acil projeye geçiş yaptım. Cuma günü de çok yoğun çalıştım ki haftasonu bana kalsın. Uğraşlarım sonucunda pazartesi için projeyi bayağı bir toparlamış oldum:)
Böylece bize kalan haftasonu planlarına başladım. Cumartesi Neva benimle beraber kuaföre gitti. İçeri girince o da saçını çekiştirmeye başladı:) Öğleden sonra ise bize süpriz yapıp Eskişehir ' den gelen misaflerimiz vardı. Damla ve Çağla anne ve babasıyla Ankara ' ya gelmiş, gelmişken Neva ' yı da görmek istemişler:) Gerçi Damla hastalanınca teyzesinde kalmış. Bize Çağla geldi. ( Yaprak ' cım yine karıştırmadım dimi ). Gelirken çok güzel bir bebek getirdiler. Bu bebekten Damla ve Çağla ' nın da varmış. Onlar severek oynamışlar, bize de bu bebekten almışlar:) Neva bebeğin en çok uyku sesi çıkardıktan sonra '' e e e '' diye kendi kendini uyutmasına bayıldı. Biz de onu uyuturken yada uykusu gelince kendi hemen '' e e e '' demeye başlarda :) Bebekten bu sesin çıkmasına kıkır kıkır gülüyor:))
Geçen gün gittiğimiz markette süt şişelerini görünce Neva başladı '' bubu '' diye. Susadı diye düşünüp bir şişe su almak zorunda kaldım. İlk kez şişeden içince çok sevdi:)) Artık evde bardaktan içmiyor:) Üstelik şişeyi her görüşünde su istiyor.. Yani sürekli su içmeye başladı:) Biz nereye su sişesi de oraya:))

Pazartesi, Şubat 27, 2006

Yeni bir hafta


Bu haftasonu Neva ve benim için bol bol gezerek geçti. BaBa_HaKaN ne yazık ki hala teziyle uğraştığı için bizde kızımla beraber cumartesi babanneye , pazar günü de anneanneye giderek tatil günlerimizi geçirdik. Havalar soğuk olduğu için dışarı pek çıkamamıştık. Zaten BaBa_HaKaN ' da çok yoğun olduğu için hep evde vakit geçiriyorduk. Bu sefer yaptığımız ziyaretler biraz daha büyüyen Neva 'yı çok mutlu etti. Her gittiği yerde etrafı uzun uzun inceledi :) Artık kükremesi yavaş yavaş geçen Neva bu seferde aralıksız çığlık atarak bizleri güldürdü. Her gittiği yerde uyku düzenimiz tamanen değişerek hiç uyumadı. Sanki birşeyler kaçırırım diye uyumamak için direndi. Ben de fazla üstelemedim. Nasıl olsa her zaman dışarı çıkmıyoruz.
Cumartesi günü Neva 'nın arkadaşı Elif 'i de ziyeret ettik. Elif 20 aylık. Çok tatlı, yürümeye başlamış. Bizim prenses yerinde oturuyor. Uzağa koyduğumuz şeylere önce şöyle bir uzanıyor, sonra baktı olmadı, kendini arkaya bırakıveriyor. Sanki kumsalda güneşleniyor :) Bir daha da kalkmıyor. Beklemede. Nasıl olsa gelip kaldıracaklar diye :) Galiba biraz tembel olacak :))
Pazar günü üç kuşak biraradaydı. Anneannem, teyzem, annem, Neva, Neva 'nın babaannesi. Çok güzel vakit geçirdik. Doğrusu onların kucağında Neva ^yı görmek insana büyük mutluluk veriyor. Allah hepsine uzun ömürler versin !
Bu işten en karlı Neva çıktı. Akşam artık yorgunluktan baygın şekilde uykuya daldı :)
Böylece şimdiden bir sonraki haftasonu için planlar yapılmaya başlandı. Çoğunlukla evdeki hesap çarşıya uymayarak planlar suya düşse de yinede hayal kurmak, plan yapmak çok güzel !
Yeni bir hafta başladı. Yine çok yoğun olacağım. Ama mutlaka yeni bir-iki şey denemek istiyorum. Kitap, tarif ya da yeni bir film...
Şubat ayınında sonuna geldik. Bahara şurda ne kaldı ki! Zaten artık yağmur sonrası toprak kokusunu bile hisseder olduk. Penceremizin önündeki ağaç düne kadar tepesinde buz sarkıtları taşırken bu sabah tomurcuklanmış bile :)
Yeni umutlar, yeni hayaller, yeni bir hafta...

Pazartesi, Ocak 16, 2006

Tatil sonrası


Sonunda tatil bitti. Her tatil gibi kısa geldi. Doyamadık. Bu bayram Neva 'nın ikinci bayramı oldu. Geçen bayram daha küçük olduğu için pek bir yere gidememiştik. Ama bu sefer acısını çıkardık. Hergün bir yere, bayram ziyaretine gittik. Neva ilk önce kalabalıkta ağlarken sonra ki günler gülücükler saçarak elden ele dolaşıyordu :) Tüm numaralarımızı yaptık. Tükürükler saçtık, güldük, arada içine kedi kaçmış gibi hırladık. Bu da yeni çıktı :) Kızım sanki kedi yutmuş. Kendi kendine hırıltılar çıkarıp bizimle konuşuyor. Bunu gören hekes çok güldü. E o da bunca ilgiye karşılıksız kalmayıp daha da çok ses çıkardı.
Bayramlar, dahası böyle kısa tatiller uzun zamandır görmediğimiz yakınlarımızı görme fırsatı da çıkarıyor. Elimizden geldiği kadar büyükleri ziyaret ettik.Geç uyuduk erken kalktık. Çünkü Neva tüm gün uyumadan gezince erkenden uyudu. Biz de gazete okuduk, tv seyrettik, yorgunluktan bitap düşüp koltukta sızdık. Erken kalkınca keyifle çizgi film seyrettim. Üstelik hergün dizi şeklinde verdiler. Kaldığı yerden devam etti. Biz uykuyu tam alamamış, Neva enerjik bir şekilde güne başladık. Gün içinde kızım, sanki birşey kaçırırım korkusuyla hiçbir yerde uyumadı. Ne de olsa gezmeye çıkmış hiç uyunur mu! Kısacası tüm uyku düzenimiz bozuldu. Bu hafta anneanne ve babaannesinin işi var doğrusu.
Pazartesi günü uzun zamandır yapmak istediğim çarşı pazar dolaşmamı yaptım. Neva ile nekadar gezebilsekte havanın soğuk olması, benim bir sürü yere uğramak istememden dolayı onu evde bırakıp Kızılay'a gittim. Belki aylar oldu. Park yeri sorunundan herzaman gidemiyorum Kızılay 'a. Şöyle biraz, ne olduğunu şaşırmış bir şekilde dolaştım. Çıkmışken birşeyler almadan olmaz deyip bir iki şey alıp eve döndüm. Sonra ki günler kızımızla dolu dolu geçti.Bir sürü fotoğraf çektim. Her gittiğimiz yerde oraya gelenlerle pozlar verdi kızım :)
Bu arada boş durmadım fişlerimi yazdım. Tabi her seferinde geçmişe dönüp ' aa bak hatırladın mı şuraya gitmiştik, Bu da nerden çıktı, nezaman aldık bunu ' diyerek geçen yılda bir anılar gezintisine çıktım. Benim hafızam genellikle şöyle çalışır . Fonda bir müzik sesi işitince ben hemen hatırlarım: yıl şu, aaa şuradaydık, şunları yapmıştık:) Fişlerde de aynı şey oldu :)
Tabi her güzel şey gibi tatilde bitti. Ama olsun çalışmakta güzel. Yoksa tatilin ne anlamı kalırdı :) Yeni bir hafta başladı. İşler yoğunlaşacak. Olsun havada soğuyacakmış. Sibirya soğugu geliyormuş. Gelsin. Soğuk havalarda içerde sıcacık, elimizde bir fincan çay, radyomuz açık ,güzel müzik eşliğinde çalışmak gibisi yok, değil mi?



Salı, Ocak 03, 2006

Sabahları...

Sabahları güne Neva 'nın bizi uyandıran sesiyle kalkıyoruz. Akşam erken uyumuşsa sabahta erken kalkıyor. Biz tabi ki kalkmakta zorlanıyoruz. Önce sesi duymamazlığa getirip biraz daha uyumalıyız derken bir süre sonra kendi kendine oynayıp ' e hadi kalkın ' dercesine sesini yükseltip elleriyle örtüyü çekiştirmeye başlayınca dayanamıyorum. Görünce bir sevinç çığlığı atıyor. Hemen yatağından alıp bizimkine yatırıyorum. Bir süre beraber oynayıp koklaşıyoruz. Şu aralar artık kendi kendine oturabildiği için yatakta oturtup eline oyuncak veriyoruz.
Herhalde çocuk olmanın güzel taraflarından biri de uyanır uyanmaz anne babanın yatağına gözler ovalanarak gitmektir. Sıcacık yatakta hep beraber sarmaş dolaş bir süre daha yatılır. Sonra diğer kardeş de uyanır o da gelir. İşte belki de aile olmanın sıcaklığı o kısacık anda bir kez daha hissedilir.
E tabi anne baba olmanın tadını da bir kez daha, o miniği kollarına alıp mis gibi koklayınca insan bir kez daha hissediyor. Yatakta hep beraber sarmaş dolaş geçirilen o kısacık anlar gerçekten de en huzurlu, en mutlu olunan anlardır.