kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 09, 2009

Bir imza günü : Buket Uzuner



Haftasonu çok sevdiğim bir yazar olan '' Buket Uzuner '' in imza günü vardı.
Cumartesi günü hazırlandık, kitaplarımızı yanımıza aldık yola çıktık.
Neva çantasına iki miniş ve pembe fotograf makinasını da ekledi.
Kitapçıya gittiğimizde henüz kimse yoktu.
Zaten erken gelmiştik.
Biraz dolaştık, sonra sırada yerimizi aldık.
Buket Uzuner'in kitapları sıralanmıştı boy boy ve renk renk.
Hepsi de yeni baskı ve yeni kapak tasarımlarıyla.
Ben de ise neredeyse ilk çıkan baskıları ve farklı kapakları var kitapların.
Buket Uzuner' i çok severim.
Kendisiyle tanışmam '' Bir şehir romantiğinin günlüğü '' adlı gezi kitabı ile olmuştu. Konur sokakta ki Dost Kitabevinde dolaşırken ki Ankara' lı olanlar bilir bizim öğrencilik dönemimizde oranın ne denli önemli olduğunu,
orada yine dolaşırken kitabı görmüş biraz da mimarlık öğrencisi olmanın verdiği heyecanla içinde '' şehir '' le ilgili konular bulacağımı düşünmüştüm.
Benim ilk gezi kitabımdır.
Gezi kitaplarına, yazılarına, dergilerine olan düşkünlüğüm Buket Uzuner ' in işte o kitabıyla başlamıştır ve o gün bugündür de devam eder.
Ardından yine 2000 yılında yazdığı ''New York Seyir Defteri '' ise benim için ayrıca özeldir.
BaBa_HaKaN' la yine bir imza günü için buluşmuş beraber sıraya girmiştik.
Bugün ise üç kişilik bir aile olarak, Neva ile birlikte sıraya girdik kitap imzalatmak için.
''New York Seyir'' defteri ise en güzel kitap tasarımıdır benim için.
Tıpkı bir ajanda gibi spiral ciltli ve harika bir kitaptır.
İlk çıktığı gün kitapçıları dolaşmış bulduğumda da inanılmaz sevinmiş, sanki bir
arkadaşımla buluşmuş kadar mutlu olmuştum.
Daha sonra ki baskılarında ise normal kitap basımı olarak çıkmıştır bu kitap.
Bir daha da öyle güzel, içeriğine uygun bir kitap tasarımı görmedim.
Diğer kitapları da harikadır zaten.
'' Kumral Ada Mavi Tuna '' ise kim okusa etkisinde kalacağı bir kitaptır.
Hatta kitabı okuduktan sonra çocuklarına bu isimleri koyan çevremde bile tanıdıklarım var
.


Buket Uzuner benim için çok özeldir.
Tekrar bir imza gününde, 9 yılın ardından onu görmek beni çok heyecanlandırdı.
Neva önce sıraya girdi.
Elinde ki kitabı hemen götürüp önce bir bıraktı.
Şaşırdı, ne yapacağını bilemedi,
bizden önceki kişi imza alınca sıra bize geldi.
Buket Uzuner hemen Neva ' ya adını sordu.
O da önce bir utandı, kitabı önüne attı gitti,
tekrar geldi:)



Neva' nın adının anlamını sordu bize.
Sonra ona özel kitabı imzaladı.
'' Büyüyünce okusun diye ...''
Okuyucularıyla sohbet etmek isteyen güler yüzlü bir kişi.


Biz heyecanla çıktık.
Neva tüm gün ve ertesi günü, hatta gece yatarken kitabı elinden bırakmadı.
O benim kitabım diye.
İçinde ki yazılara bakıp kendi kendine okumalar yapıyor.
Gece kitap elimde, biraz kitaptan biraz uydurduğum hikayeleri okudum.
Durup durup aklına geliyor, kitabım nerede diye.
Ne yapayım sakladım !
Hani büyüyünce okuyacak ya, aman yırtılmasın çok değerli bizim için.
Şimdi benim başucumda.

Perşembe, Şubat 12, 2009

Kitap etkinliği

Geçen haftadan beri kitap etkinliğini heyecanla bekliyorum. Benim kitap göndereceğim Mehtap ' la önce birbirimize mail gönderdik. Sonra da ikimizin de Ankara' da olmasından dolayı buluşmaya karar verdik. Bu sabahta telefonda konuştuk.
İlk kez sanal ortamdan tanıştığım bir blogcuyla konuşmuş oldum.
Haftaya görüşmeye karar verdik.
Dün de bana kitap gönderecek olan Gülçin mail yolladı. Kitabın postada diye.
Heyecanla ve merakla bekledim.
Bugün tam öğlen çıkacakken kargo paketi geldi.
İlk kez tanımadığım biri bana birşey yolladı.
Heyecanla açtım paketi.
Çok özenle seçildiği belli olan bir değil tam üç kitap vardı.
Sevgili Ece ' nin '' Çocuk sahibi olmak için 40 bahane '' adlı en son çıkan kitabı ve Emrah Serbes' in konusu Ankara' da geçen polisiye kitabı '' Her temas iz bırakır ''.
İkisi de çok keyifle okuyacağım kitaplar.
Bir de Gülçin ' in kendi el yazısıyla ve tüm içtenliğiyle yazdığı bir mektup vardı ki bu benim için gerçekten çok özel.
El yazısıyla yazılmış böyle gerçek bir mektup almayalı çok oldu çünkü!
'' Her temas iz bırakır '' ise Gülçin ' in kendi okuduğu kitap.
Henüz yeni bitirdiği.
Kitapları kendisi için çok özel olan birinin, okuduğu kitabı başkasına vermesinin ne demek olduğunu bilirim.
En son kitap özenle paketlenmiş ''Gecenin sürprizi'' ise Neva içindi.
Gülçin Neva ' yı da düşünerek çok güzel bir kitap almış.



Öğlen kitapları eve götürünce Neva ' nın elinden zor aldım kitabını.
Hemen okumaya ve boyamaya başlıyoruz Gülçin!



Kitap etkinliğini düzenleyen Serap ve Evvel zaman içinde' ye çok teşekkür ediyorum böyle güzel bir etkinliği düzenledikleri için.
Gülçin' sana da çok teşekkür ederim. Kitaplarının herzaman kütüphanemde ayrı bir yeri olacak.

Çarşamba, Aralık 24, 2008

Mim



Nilüfer beni kitap konusunda '' mim '' lemişti. Ama bir türlü fırsat bulupta yazamadım.
Yakınınızdaki bir kitabın 56.sayfasının 5. satırı mim konusu.
Niye bu sayfalar bilemesem de ki Nilüfer' in de bildiğini sanmıyorum, ben okumakta olduğum değil de gerçekten de ilk uzanıp aldığım kitabı yazayım dedim.
Yatağımın yanındaki etejerde üst üste sıralanmış kitaplarım, kimi okunmuş, kimi okunmayı bekliyor.Orada olduklarını bilmek beni hep mutlu eder.
Oradan en üst sırada ki;
Kitabımız Murathan Mungan ' dan '' Kadından Kentler ''.
Hep birşeyleri birbiriyle özdeşleştiren benim için çok keyifle okunan bir kitap oldu.
İçinde çok güzel, içimizden, tanıdık, bildik kadın ve kent hikayeleri var.
Uzun zaman önce okusam da hala aklımda kalan, akıldan çıkmayan hikayelerle dolu.
Her biri kısa hikayeler olduğu için de tam da yatmadan önce keyifle okunacak bir kitap.
Kitabımızın 56. sayfası 5. satırında '' Kum rengi geniş L kanepenin yastıklarının kabarıklığını yumruklarıyla patpatlayarak aldıktan sonra arkasına yaslanıp iyice kanapeye yerleşti, evin sessizliğini dinledi. ''

Neva' da yatmadan önce birlikte kitap okumak istiyor.
Kumkurdu ve Zackarina ' nın maceralarını keyifle okuyoruz.
Bu da Neva ' nın kitabının 56. sayfa 5. satırı. '' Kumkurdu yatmış uyuyor ve çok ilginç bir rüya görüyordu ''.
Keyifli okumalar !

Perşembe, Kasım 06, 2008

Uçurtma Avcısı




Ağustos ayının çok sıcak günleriydi.
İzinli olduğumdan tüm gün evde vakit geçiriyorduk.
Hava öyle sıcaktı ki ancak gecenin ilerleyen saatlerinde
hafif bir esinti çıkardı.
Ben, işte tam da bu en güzel saatlerde yatakta kitap okur olurdum.
'' Uçurtma Avcısı ''elime aldığım andan itibaren beni öyle etkiledi ki,
gece 3 olsa da ben hala kitap okur oluyordum.
İnanılmaz bir dostluk öyküsü.
Dostluk , kardeşlik, sadakat adına ödenen büyük bir bedel.
'' Bugün neysem, 12 yaşındayken, 1975 kışının o karanlık,
buz gibi gününde oldum '' diye başlıyor kitap.
İnsanın içine işleyen çok cümle var.
Kitabı gözyaşları içinde okudum.
O kadar akıcı bir dille yazılmış ki,
olayların içinde kendinizi kaybediyorsunuz.
Elinizden bırakamıyorsunuz.
'' Senin için bin tane olsa yakalarım '' sözü kulaklarınızda çınlıyor.
Ve '' yeniden iyi biri olmak mümkün''.
Kitabı bir solukta bitirdim.
Daha öncesinde filminin DVD' sini de almıştık.
İyi ki önce kitabı okumuşum.
Kitap herzamanki gibi daha güzeldi.
Ama okuduklarımı ekranda görmekte keyif verdi bana.
Sonunu bilsem de yine de çok heyecanla izledim.
Okuduğum zamandan bugüne epey vakit geçti.
Ancak beni o kadar etkilemiş ki zaman zaman aklıma geliyor.
Hele de ne zaman gökte bir uçurtma görsem,
Emir ile Hasan' ı düşünüyorum.
Onları unutmak ne mümkün !

Pazartesi, Ekim 27, 2008

İncelikler



Haftasonu Neva ile bol bol fotograf çektik.
Sonra yengesinin aldığı kitabı inceledik.
Bazen yapılan ince davranışlar insanı çok mutlu ediyor.
Bir akşam bize gelirken almış yengesi bu kitabı.
İçinde de çok güzel bir not.
Benimde hoşuma gideceğini düşünmüş, kendine alırken
beni de unutmamış.

Kitap Timaş yayınlarından. '' 365 cıvıl cıvıl etkinlik ''
Her biri yapması keyifli önerilerle dolu.
Bir kere çocuk olmakta gerekmiyor.
Öğretmen ol, içinde çocuk neşesini kaybetmemiş ol,
yeter ki biraz boya, biraz kağıt olsun.
Parmak izlerinden suratlar,
kağıtlardan dondurma külahları yap renk renk.
Kuşlar çiz şekil şekil ya da keçeden bir fil yap.
Ya da sayfalar arasında kaybol.
Elinde keçeli kalemle toplantı defterinin köşesine bir kuş çiz.
Canın sıkıldıkça aç kitabı, sayfalarda kaybol.



İnsanı mutlu etmek ne kadar da kolay aslında.
İncelikler yaşamı keyifli hale getiren !

Bunlar da Neva ' nın çektiği fotograflar.
Bir türlü izin vermedi bana.
Sonunda o da elinde makina kitabı fotograflamaya başladı.
Tekrar teşekkürler Kübra ' cım!

Perşembe, Temmuz 31, 2008

Yeni kitaplar


İki yeni kitap. İkisi de öyle özenle hazırlanmış, sevgiyle yazılmış ki!
Tijen İnaltong yazmış.
Ama siz okurken sanki onunla tatlı bir muhabbettesiniz.
Eski bir dostla karşılaşmış, heyecanla oturulmuş, eskilerden bahsetmeye başlamışsınız.
Sohbete sıcak bir çay ya da kokusu üzerinde bir kahve eşlik ediyor.
Sevgili Tijen öyle güzel yazar ki onun yazılarını okuduğunuz da sizde orada olmak, sade bir hayat sürmek, yemeklerden tatmak istersiniz.
Çocukluğunuza ait detaylar aklınıza gelir aniden.
Büyüklerin gündelik hayatta hep yaptığı ama sizin farkında olmadan kayıt altına aldığınız şeyler.
Vita teneke kutularında yetişen sardunyalar ya da tesadüfen gördüğünüz çocukluğunuzun lezzeti alıçlar gibi heyecanladırır sizi.
Pazarları hep severim.
Bol yeşillik, taze sebzeler, meyveler.
O kargaşa, koşturmaca.
Satıcıların çığırtganlığı.
Büyük şehirlerde artık vakit kalmıyor pazara gitmeye.
Bu yüzden de manavların, marketlerin tezgahlarında en tazesini bulma yarışındayız.
Oysa Tijen ' in yazılarını okuyunca, hele de onun pazar hikayelerini dinleyince hemen en yakın pazara gitmek isteyeceksiniz.
En yeni, en taze kitabı '' Turunç kokulu düşler '' işte tam da böyle güzel pazarları anlatıyor bize.
Yıllarca her Burhaniye ' ye gittiğimiz de pazarına gider, Ege' nin yeşilliklerine orada dokunur koklardım.
Tijen ' de hep anlattı zaten Burhaniye pazarını.
Bu kitapsa bize Antalya' yı anlatıyor.
Tabii yazarın gözünden bambaşka.
Antalya' yı sıcağından dolayı hiç sevmem.
Ama Tijen onu bize bir anlatıyor ki siz de baharda orada olmak isteyeceksiniz.
Üstelik kitabın için de birbirinden güzel tarifler var.
Yani sadece yemek kitabı değil bu.
Ya da sadece anılar da yer almıyor.
Hayatın ta kendisi.
'' Cıvıltılarıyla uyandığım kuşlar, sokağa adım atar atmaz karşıma çıkan Akdeniz, içimi sevinçle dolduran çiçekler, ağaçlar, meyveler... Antalya' da en çok bunları seviyorum. Başka neler sevdiğimi öğrenmek istiyorsanız onlar da kitabın sayfaları arasında gizli. Bir güzel çay demleyin ya da evde demlemeyi boş verin , şöyle güzel manzaralı ve sakince bir çay bahçesine gidin, başlayın okumaya. İçiniz biraz ferahlar , yüzünüze derin bir gülümseme yerleşirse sayfaları karıştırırken, biraz iştahınız açılırsa ya da ah şimdi Antalya ' da olsam , dedirtebilirsem size, amacıma ulaşmış olurum. Tabii bir de benim Antalya' mı tanıtabildiysem, görevim tamamlanmış demektir '' diyor kitabının tanıtım yazısında.
Gelelim ikinci kitaba,
aslında ilkönce o çıktı bu yaz.
'' Mutfaklardan taşan öyküler '' ise içinde birbirinden güzel öyküler barındırıyor mutfağa dair, yemeğe dair.
Kemah' tan Bozcaada' ya, Tokat' tan Kastamonu' ya, Niğde' den Burdur'a kadar pekçok yer var öykülerde.
Yeni eski mutfaklar, öyküleri, insanlarıyla sizi alıp götürüyor.
Diyorsunuz ki birgün yolum düşerse ben de oralara gitmeliyim, bu tatları denemeliyim.
Herbiri çok emek ve sabırla yazılmış iki kitap.
Üstelik bukadar üretken bir yazarın elinden çıkmış.
Ne diyeyim bize de alıp okumak düşüyor, teşekkürlerimizi sunarak.

Çarşamba, Mart 26, 2008

Kumkurdu


'' Ben Kumkurdu' yum dedi. İyi günler, iyi günler!
Eşim benzerim yoktur benim, güzelliğimle de kimse yarışamaz, ne dersin?
Zackarina ne diyeceğini bilemedi. Daha önce hiç Kumkurdu görmemişti.''

''Ben daha çok güneş ve ayışığı yerim. Ayışığı süper akıllı yapar. Ben her şeyi bilirim.
Bu dünyadaki herşeyi mi? dedi Zackarina.
Bütün dünyalardaki herşeyi, bütün soruların cevapları dedi Kumkurdu ''

İnsanın hayal kurmasından daha güzel ne olabilir ki! Hayal dünyası zengin olan insanlar hem daha eğlencelidirler, hem de daha mutlu.
Yani en azından ben öyle düşünüyorum. Büyüdükçe hayatın koşturmasında yeni roller edindikçe bu yeteneğimizi de kaybediyoruz. Oysaki her çocuk doğuştan hayalperestir bana kalırsa. Kimisi yetişkin olduğunda da bu özelliğini kaybetmez aksine daha da geliştirir.
Hayaller kurmak, olsa da olmasa da biz düşündükçe onların var olduğunu hayal etmek çok güzel! Ve büyük bir lüks. Yetişkin olupta hala hayalleri olan, kendisiyle başbaşa kaldığı zamanlarda hayallere dalan bir insan ne mutludur!
Bu yetişkinlerden biri de İsveç' li yazar Asa Lind. Öyle bir kitap yazmış ki aslında çocuk kitabı olsa da ilk okumada sizi saran çok keyifli bir kitap. Hayal dünyasının zenginliğine, çocukların bakış açısına bir kez daha hayran kalıyorsunuz.
Seri üç kitaptan oluşmakta. Kitapçıda görünce hemen aldım.
İlk iş okumaya başladım. Herzaman ilk önce ben okurum Neva ' nın kitaplarını.
Ona Kumkurdu ve Zackarina' yı anlattım. Çok sevdi.
Hatta bir pazar günü ben Kumkurdu oldum o da Zackarina öyle konuşup durduk ve çok eğlendik.
Zackarina' nın her sorusuna Kumkurdu' nun bir cevabı var, ona hep yol gösteriyor.
Üstelik sadece güneş ve ayışığıyla beslenen harika bir dost!
Okuyunca eminim sizde seveceksiniz.
Kim sevmez ki Kumkurdu' nu ve onun dostluğunu!

Çarşamba, Temmuz 05, 2006

Yeni kitaplar ve oyuncaklar


Ben kitap okumayı çok severim. BaBa_HaKaN ' da öyle. Dışarı her çıktığımızda mutlaka bir kitapçıya uğrar ya birşeyler alırız ya da yeni gelen kitap ve dergilere bakarız. Neva ' ya da çok küçükten itibaren kitaplar aldık. Kimisini kemirdi, kimisini beraber okuduk. Artık kitaplarda ne olduğunu anlamaya başladı. Mesela pamuk prenses kitabında ki elmayı gördüğünde 'emma ' demeye başlıyor. Bebeği gösteriyor, evden uzaklaşan pamuk prensesle beraber annesine o da el sallıyor.
Haftasonu olduğunda da babasıyla beraber gazete okur. Babasının kucağında öyle keyifle oturur ve sayfaların çevrilmesini izler ki gören de anladığını sanacak:)) Ama bizim bu uğraşlarımızla artık kendi kendine sayfaları çevirmeye başladı, her sayfayı açıp ' ayy ' demeye başladı bile :)
Geçen gün yakınlarda açılan bir oyuncakçıya gittim. Çok güzel eğitici oyuncaklar var. Herbirine Neva çığlıklarla sarıldı:) Hele de bir bisiklet vardı ki üç tekerlekli arkadan tutma kolu olan çıldırdı. Hem gülüyor hem de el çırpıyor:)) Ben de oradan ilk sefer için puzzle aldım. Sonra mıknatısla yakalanan balıklardan aldım. Gerçi hemen aldığım puzzle kızın saçlarını yedi, balıkları da mama sandalyesinden attı. Ama olsun ben balıkları ona gösterirken bayağı eğlendim:)) Şimdilerde onun favorisi bebeği, sürekli ona mama yedirmeye çalışıyor:)
Gelelim kitaplara. Daha önce internette gördüğüm Uçanbalık Yayınları' nın kitaplarından da vardı. Hatta yazarlardan biri de dükkan sahibinin yakınıymış. Bana yazarların 4-6 ekim tarihlerinde imza günü için geleceklerini söyledi. Epey sohbet ettikten sonra bir kitap alıp çıktım.
Uçanbalık Yayınları Ayla Çınaroğlu, Aysel Gürmen ve Aytül Akal tarafından kurulmuş bir yayınevi. Çocuklara yönelik eğitici çok güzel kitapları var ve bunlar çok güzel resimlenmiş. Benim için kitap kadar çizimlerde çok önemli. Kitabı ilgi çekici hale getirip anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Yazarlardan Aysel Gürmen 'in kızının maceralarından oluşan ' Selen ' in öykü dizisi ' adlı bir dizi kitapta var.Toplu alımlarda indirim de yapıyorlar. Hatta bizin 'Ankaradaki anneler grubu' muz için özel bir de indirim yapmışlardı.
Sanırım Neva kitaplarını seçecek yaşa gelinceye kadar daha çok biz kendi zevkimize göre seçimler yapacağız:)) Yani önce yazarlar ve çizerler biz anne babaların ilgisini çekmeli:))


Adreslere gelince:
Pediko : Hoşdere cad. 200/ B Çankaya
www.pediko.com
Kitaplar için ise internet adresi www.ucanbalik.com.tr

Çarşamba, Haziran 07, 2006

Kitaplar


Haziran demek artık iyice yazın gelmesi demek. Bir yandan tatil hayalleri devam ederken bir yandan da sıcaklardan bunalmış halde iş yetiştirmeye çalışıyorum. Ayın ilk günlerinde merakla takip ettiğim dergilerim çıkar. Bir koşu gider alır, çıkmasını heyecanla beklerim. Eskiden aldığım her dergiyi reklamlarına kadar inceler, daha sonra bir proje için gerektiğinde hemen çıkarırdım o dergiyi:) Akşam yemekten sonra yatağıma uzanıp renkli sayfaları çevirmek benim için büyük bir mutluluktu. Öğrencilik yıllarımda daha çok mesleğimle ilgili dekorasyon ve tasarım dergilerini alırdım. Evlenince bu merakıma yemek dergileri eklendi. Neva olunca da hamilelik döneminden itibaren bebek dergilerini de alır oldum:) Evde giderek çoğalan bir dergi yığını var yani:)) Ancak ne ben onları atmaya kıyabiliyorum ne de onlara uygun bir yer bulabiliyorum. Her okuduğumda , elime aldığımda o yıllara ait çok güncel bilgiler ediniyorum. Popülerlik açısından bence dergilerde güzel bir arşiv olabilir. Son zamanlarda ise genellikle daha keyifli ve geniş bir zamanda okunmak üzere şöyle bakılıp kenara konuluyor dergiler. Dediğim gibi yıllardır mimarlık ve dekorasyon ile ilgili pek çok dergi aldım, takip ettim. Kimileri bu günlere geldi kimileri çoktan kayboldu. O yüzden de artık benim için nerdeyse birbirinin aynı olan dekorasyon dergilerinde içindeki bilgilerden daha çok yer alan reklamlar beni sıkmaya başladı. Üstelik fiyatları da aldı başını gitti. O fiyata şöyle göz dolduran bir şeyler de göremiyor insan. Bu sebeplerden dekorasyon dergisi almayı bıraktım. Aynı şey yemek dergileri için de geçerli. İçinde yapmayı isteyeceğim çok az tarif çıkıyor. Çoğu malzeme bulunması zor, damak tadıma uygun şeyler değil. Kendi kendime bir daha almamaya karar verdiğim bir anda uzun zamandır takip ettiğim '' Lezzet '' dergisi fiyatını düşürdü !Aslında eski dergilere bakınca çok daha güzel tarifler olduğunu görüyorum ama neyse yine de hiç olmazsa fiyatı daha uygun deyip '' Lezzet '' i almaya devam ediyorum. Gelelim dekorasyon dergilerine. Almadım uzun zaman. Sadece kapak resimlerine baktım inat ettim:) Ama bu inadım da '' Evim '' dergisiyle kırıldı:)) Fiyatı uygun, pratik bilgilerle dolu, boya önerileri olan, renkli bir dergi. Anlayacağınız kendime yeni takip edilecek dergileri bulmakta gecikmedim:)
Neyse konu dergiler olunca uzadıkça uzadı yazdıklarım. Aslında ben kitaplardan bahsedecektim.
İlk kitap grubu çocuklarla ilgili. Taylan Kümeli ' nin çıkardığı yeni kitap '' Bebeklikten ergenliğe sağlıklı beslenme rehberi'' Son yıllarda herkes sağlıklı beslenmenin öneminden bahsederken asıl olan bebeklikten itibaren sağlıklı ve bilinçli beslenmek. Hep önerilen beslenme alışkanlığını edinmek. '' Doğumdan yaşamımızın sonuna kadar beslenme bir yolculuktur '' diyor ve kitapta pek çok konu başlıklarında besinler, vitaminler, yaşa göre kilo dağılımından bahsedilmekte.
İkinci kitap Prof.Dr. Bengi Semerci ' ye ait olan '' Birlikte Büyütelim Çocuk Ruh Sağlığı ''
Çocuktur nasıl olsa büyür denilse de bedensel gelişimin yanında ruh sağlığının gelişimi de çok önemli. Çocuğumuzu tanımak herşeyden önce en önemli şey. Çocuk sahibi olmaya karar vermek, maddi ve manevi olarak bu sorumluluğa hazır olmak gerekli. Çünkü anne baba olmanın sorumluluğu hep bizimle beraber olacak. Bu yolculuğumuzda da karşımıza engeller çıkacak. Çaresiz kaldığımız zamanlarda ne yapacağımızı şaşıracağız. İşte bu kitap bu yolculuk sırasında karşımıza çıkan engelleri aşmamız için bir rehber özellik taşıyor. Okunacaklar sırasında en başta yer alıyor benim için. Bakalım neler öğreneceğiz:)
Ve tatlı yiyelim tatlı konuşalım. Pasta yemeyi sevmeyen yoktur herhalde. Kimisi meyveli sever kimi çikolatalı. Ama mutlaka herkesin sevdiği bir çeşit vardır. Emel Başdoğan ' ı yıllar önce ' TEFAL ' için hazırladığı programdan tanıyorum. Rahat konuşması, her şeyi aynı kolaylıkla yapması, paratik tariflerini çok beğenirdim. Son yıllarda moda olan butik pastacılık konusunda ise ilkler arasında yer alır. Foodie adlı butik pastacılık yaptığı bir yeri de var. Bu birikimlerini, tecrübelerini bir kitapta toplamış. '' Pastacılık yapımı'' İçinde ' acaba ben de yapabilirmiyim ' dediğimiz nefis pasta tarifleri var. Dahası her biri birer maket, heykel ne derseniz işte. Tek tek açıklamalı bu kitap belkide Türkçe yayınlanan ilk pasta kitabı. İlgilenenler mutlaka almalı.
Bu ay kitaplarla başladık. Sıcaklarda balkonda çayımıza en güzel de onlar eşlik edecek galiba. Herkese iyi okumalar :)

Pazartesi, Mart 13, 2006

Haftasonundan kalanlar


Haftasonu , Mart kendini gösterdi ve hava bi açtı bi kapadı. Oysa ki geçen hafta artık tamam , bahar geldi demiştim. Bizde kendimizi kapalı mekanlara attık, bir güzel dolaştık. Uzun zamandır gitmediğimiz Migrosa gittik. Yeni sezon ürünleri gelmiştir diye düşünmüştüm, ama henüz tek tük vitrinlerde yeni şeyler vardı. Üstüne birde vergi indiriminden kaynaklanan indirim, sezon sonu indirimi derken hala çoğu mağazada kışlık ürünler var. Şöyle renk renk, bahar tadında hiçbir şey göremedim.
Bu geziler en çok Neva 'ya yarıyor. Bu aralar pusetinde gezmek yerine, kucakta gezmeyi tercih ediyor. Böylece kollarım koptu. Yatırmak istedikçe çığlıklar atıp sonra bana sarılıp bir güzel gezdi :) Yeni oyuncaklar almak için bakındık. Pek yeni ve güzel birşey yoktu. Sonunda yine , kemirmeyi seven kızıma bir diş kaşıyıcılı kitap aldık !
Geçen haftadan beri arkadaşı Yusuf 'un yürüteç arabasıyla evde turluyor. Aslında o duruyorda biz çekiyoruz :) Yusuf artık yürüme işini hallettiği için bize verdiler yürüteci. Kızım kuruluyor kırmızı arabaya ayaklarını vargücüyle yere vurarak geri geri gidiyor :)
Evet bizimki şimdilik tersten başladı yürüme olayına :) Biz tutup çekiyoruz o zamanda büyük bir sevinçle ayaklarını vura vura ilerliyor :) Kedili ayakkabılarından her ses çıkmasıyla daha da sevinip çığlıklar atıyor:) O sevindikçe biz de gülüyoruz.
Haftasonları bana yetmiyor artık ! Tam dinlenemeden yeni bir hafta başlıyor. Bazen yapmak istediklerim için başka planlarımı erteliyorum. Arada kaçamak bir bakışla Neva 'yı uyuturken gazetelere göz atıyorum. O uyuduktan sonra kitap okuyorum. Bu aralar Can Kozanoğlu 'nun 'Acemi Eğitimi ' kitabını okuyorum.
Kitap öyle güzel ki , kendi kendime gülerek okuduğum çok oluyor. Hele de yorgun argın işten dönüp, Neva ' yı uyutmuş ve tüm işleri halletmişsem ilaç gibi geliyor. Ayaklarımı uzatıp keyifle okuyorum. Kitaptaki karakterler, konudan konuya geçiş hepsi bir harika. Can Kozanoğlu ' nu TRT ' de yaptığı ' Okudukça ' programından izlerdim. Suratında nedense hep muzip bir gülümse görürüm. Kitapta bu düşüncemi boşa çıkarmadı.Az kaldı yakında bitiririm.

Yine bu aralar haftasonları kahvaltıya pizza yapmaya başladım. Neva uyumadan önce mayalıyorum. O uyanıncaya kadar hazırlıyorum. Hem pratik bir kahvaltı oluyor hemde canım işte çok güzel oluyor :)

Malzemeler:
1 paket instant maya
1 tatlı kaşığı şeker
1 çaykaşığı tuz
1,5 fincan ılık su
1 çaybardağı zeytinyağı
1,5-2 subardağı un
Tüm malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur yapıyorum. Sonra üzerini temiz bir bezle örtüp mayalanmasını bekliyorum. Yaklaşık 40-45 dak. sonra hamur iki katına çıkınca bir kez daha yoğurup, hamurdan küçük parçalar koparıyorum. Üzerine sulandırılmış salça ya da ketçap sürüp malzemeleri yerleştiriyorum. Bu sefer önce rendelenmiş kaşar serpip üzerine sosis, ufak doğranmış biber ve zeytin koydum. En üste tekrar rendelenmiş kaşar serpip fırına verdim. Üzeri kızarınca fırından çıkardım. Bu arada Neva kalkmış çayımızda demlenmiş olduğundan hep beraber kahvaltımızı yaptık :) Size de afiyet olsun !

Perşembe, Şubat 23, 2006

Bizden haberler


Uzun zamandır yazamadım. Geçen haftadan beri Neva 'nın ateşi vardı. Bi türlü geçmedi.
Önce diş çıkacak galiba dedik. Ama yok ! Derken haftasonu ateşi gün içerisinde de devam etti. Pazartesi günü doktora gittik. Kan alındı. Tahliller derken neyseki mikrobik birşey çıkmadı. Eve döndük. Bu arada miniğimin ateşi düşmedi. Bizde başında sabaha kadar kontrol ettik. Sonunda salı günü sabah ateşi düştü. Şimdide daha iyi. Yeniden gülmeye kükremeye başladı, bizimde yüzümüz gülmeye :) Her gün bizde onunla beraber yeni şeyler öğreniyoruz, hergün yeni bir macera. Sonunda atlattık ve tekrar yaşama döndük. İnsanın elinden birşey gelmeden onu öyle görmesi çok zor doğrusu. Neyse, bu bizim ilk hastalık deneyimimiz oldu ve bizi de çok üzdü.
Tabi bu arada blogla da ilgilenmek içimden gelmedi. Daha önceden pekçok konu belirlemiştim. Bunlardan biri de okumaktan çok zevk aldığım bebek ve annelik kitaplarımdı.
İlk kitabı hamileliğim ilk aylarında almış, gece yatmadan önce merakla okumuştum. ''Karnımda biri var '' . Yazarı Demet Stigner.
Bu kitapta hem başından sonuna kadar olabildiğince normal seyreden bir hamileliğin hikayesini hem de pek çok konuyla ilgili faydalı bilgiler, internet site adresleri var. Tabi şu da bir gerçek ki her hamilelik özel bir deneyim ve oldukça zahmetli bir yol. Ama sonuç herşeye değer :) Kitabı çok keyifle okumuş, arada açıp bir sonraki ay neler olmuş diye kıyaslamalar yapmıştım.
Bir diğer kitap Nora Romi Özkılıç 'ın '' Annelik Günlüğü- 9 ay 3 yıl ''. O da hem hamilelik günlüğü hem de oğlunun doğumdan sonra ki üç yılı yazmış.
'' Sinan doğdu ve danışabileceğim , konuşabileceğim kimse yoktu. O yüzden kafamda bir kitap fikri belirdi'' diyor. Kitapta diğer bebek kitaplarında ki gibi sağlık üzerine bilgiler yok. Burada hamileyken , yeni anneyken, tecrübeli bir anne iken neler hissettiklerini görmek, yalnız olmadığınızı hatırlatıyor. Her çocuk farklıdır. Her annede. Ve bunun doğrusu yanlışı yoktur. Herkes kendine göre bir tecrübe ediniyor yaşadıklarından.
'' Annelik halleri '' kitabı ise Nilüfer Kas ' a ait. Nora Romi 'de Nilüfer Kas ' da Hürriyet gazetesi yazarlarından. Hala her cuma ve cumartesi günü yazıları yayımlanıyor.
'' Annelik halleri'' nde yazar annelerin derdinden yine anneler anlar diyerek ortak sorunlar, mutluluklar, heyecanları paylaşmış. Tüm yaşanan endişe ve sıkıntıların yanısıra anneliğn keyfini de tüm içtenliğiyle okuyucuya yansıtmış. Annelik için '' çoğu zaman düşün gerçeğe dönüştüğü milat '' olarak bahsetmiş. Kitapta çok hoş örneklerde var.
'' Mümkün olduğu kadar bebeğinizi güldürün. Mümkün olduğu kadar fazla nesneye dokundurun.Dokunurken isimlerini söyleyin. Bu kadife gibi yumuşak, bu demir gibi sert gibi sözlerle dokunma duyusunu sözlerinizle pekiştirin.''
''İlk günden itibaren dışarı çıkarın.Resim sergilerine götürün, vitrinleri gezdirin ( işte bunu Neva ' yla çok yapıyoruz. Vitrin vitrin dolaşıyoruz :)).
''Annelik ve bebek bakımı- Elizabeth Fenwick '' Gebelikten 3 yaşına kadar anne babanın bilmesi gereken herşey var kitapta.
Gerçi annelerimiz biz kitaplamı çocuk büyüttük dese de , şimdilerde hem tüm anne babalar daha bilinçli , hemde yaşadıklarınızın başkaları tarafından da yaşandığını bilmek insanı biraz olsun rahatlatıyor.

No t: Bugün 23 şubat ! Yani Neva 'm şu hayatta 10. ayını tamamladı. Gülen yüzün hiç solmasın meleğim :)

Perşembe, Şubat 09, 2006

Bir kitap ve yine kurabiye :)


Bu aralar havalardan sanırım pek keyfim yok. Grip olmuşum. Her tarafım ağrıyor. Yataktan kalkmak, sabahları uyanmak çok zor oluyor. Bu durum benden Neva 'ya da geçti. Onun da burnu akıyor. Canım benim, burnunu çekemediği için bir süre sonra sıvı akıp dudaklarına kadar geliyor:)
Haftasonları, genelde benim yeni bir yemek çeşidi denediğim günler olur. Cuma gününden başlarım. Aklımda olan ' yapılacaklar listesi ' ne eklediklerimden başlarım. Bazen de yeni öğrendiğim bir tarife öncelik veririm. Yukarıda ki ' Lorlu kurabiye' ler çook uzun zamandır yapılmayı bekliyordu. Birkaç tarif almıştım. En önemlisi de tatlı loru almaktı. Derken hiç beklemediğim bir anda kolayca markette ki peynir reyonunda buldum :) Sonuç süper ! Ağızda dağılan, yumuşacık, hoş kokulu kurabiyeler oldu. Pazar günü yapıldı, tüm hafta ofiste sabahları bir fincan çayıma eşlik etti.
Gelelim yapılışına. Aslında bunu yapmaya geç kalmış olsamda beni harekete geçiren Tijen İnaltong 'un yeni çıkan '' Her Güne Bir Yemek '' kitabında ki tarifi görünce ilk iş gidip loru almak oldu :)

Aslında kitabı yılbaşından önce, ilk çıktığında almıştım. Tam bir başucu kitabı ! İçinde ki fotograflardan, tariflere kadar herşey çok özenli. Üstelik pek çoğu geleneksel lezzetlerimiz. Her sayfada bir gün, yanında o güne ait özel bir açıklama. Kitaplardan alıntılar, şiirler, geleneksel bilgiler... Aldığımdan beri sayfalarını zevkle çeviriyorum. Bu tarif çok önceden Sevgili Sibel 'intarifi. Onun ve benim de üye olduğum Mutfaktazen grubunda da bahsi geçmişti. Zaten Tijen 'de Sibel 'in tarif ettiği şekliyle kaleme almış. Uzun lafı kısası kitap şahane, tarif çok güzel. Siz de durmayın bu haftasonu çayın yanına bu kurabiyelerden yapın, yerken de bizi anın :)

Malzemeler:
1/4 subardağı zeytinyağı
250 gr lor peyniri ( tatlı lor olacak )
1 subardağı şeker ( ben yarısına pudra şekeri koydum,biraz tatlı geldi bana)
2 yumurta ( 1 'inin beyazı ayrılacak )
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 subardağı un ( siz yine de yoğururken kıvamını kendiniz ayarlayın. Yumuşak bir hamur oluyor )
Susam
Yapılışı:
Tüm malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur yapalım. Sonra parçalar koparıp yuvarlaklar yapalım. Ben büyük kurabiye sevdiğim içim biraz büyük parçalar kopardım. Önce yumurta akına sonra da susama batırıp 180 derecede yaklaşık 30-35 dakika pişirelim. Sıcak sıcak bile olsa ,hemen tadına bakıp afiyetle yiyelim.
NOT: '' Her güne bir yemek '' kitabını www.dharma.com.tr adresinden indirimli alabilirsiniz.

Çarşamba, Ocak 18, 2006

Kitaplar


Son zamanlarda oldukça fazla kitap aldım. Uzun zamandır aklımda olan kitapları görünce dayanamayıp alıyorum. Sonra da hemen okuyamayınca yığılıp kalıyor. Eskiden daha fazla kitap okurdum. Ama Neva doğduğundan beri doğrusu fazla okuyamadım. Sadece aldığım aylık dergileri karıştırıyorum.
Haftasonları da mutlaka 3-4 gazete alirız. Vakitsizlikten okuyamamışsam eğer mutlaka saklar yatmadan bile olsa bir karıştırırım. Benim için büyük keyiftir okumak! Geceleri mutlaka okuru (du )m. Şimdilerde pek fırsat bulamıyorun. Ama yine de kitap almaktan hiç vazgeçemem.
Kitaplarımda kıymetlidir. Herkese veremem. Çünkü benim gösterdiğim ilgiyi herkes göstermiyor.
BaBa HaKaN 'da neyse ki benim gibi. O da bayılır kitap, dergi, cd almaya... İlerde güzel, kafamdaki gibi bir kütüphane çizip yaptırmak istiyorum. O zaman tüm kitaplarımızı güzelce sergileyebiliriz.Bazen sırf arşiv olsun diye ya da ' bunu kızım da okumalı, ona en iyi hediye bu kitap olur ' diye alıp kenara koyduğum o kadar çok kitap var ki !
Dergiler ah o kadar yığıldılar ki! Artık bir kısmı yayınlanmıyor. Ama ben onları yine de saklamaya ve tüm dergilerimi biriktirmeye devam ediyorum. Yıllardır tüm dekorasyon, yemek dergilerini alırım. Zaten aybaşı olupta dergim çıkmış ve ben ona kavuşmuşsam artık hiçbir yerde oyalanamam. Doğru eve. Bir an önce yeni sayfaları açıp şöyle bir göz gezdirmeli.
BaBa HaKaN' ın ve benim en büyük arzumuz kizımızın iyi bir okur olması. O da kitapları sevsin, kıymetini bilsin. Şimdiden kitaplar aldık bile. Henüz anlamasa da, sayfalarınını çevirmeye çalışıyor bir yandan da kenarlarını yiyor. Zaten en iyi diş kaşıyıcımız kitaplarının kenarları. Yani kızım gerçek bir kitap kurdu :)