yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 31, 2006

Birikmiş tarifler


Tarifler birikmiş şöyle bir baktım da:) Daha fazla zaman geçmeden yazmak istedim. Ama şu sıcak havalarda en iyi, en serin şey herhalde ' bat ' olsa gerek. Tarifini daha önce yazmıştım. Gelelim bugünkü tariflere. İlk tarif yine sıcaklarda serin birşeyler arayanlar için çok güzel bence. Sizde benim gibi sarımsak ve yoğurt kullanılan her yemeği seviyorsanız buna da bayılacaksınız:) İlk yediğimde o kadar beğenmiştim ki BaBa_HaKaN ' ın annesi yapmıştı, biz nişanlıydık :) Çok beğendiğimi görünce benim her gittiğimde yapar olmuştu.

Tavuk Salatası için malzemeler:
1 yada 2 tavuk göğsü
1 soğan
4-5 diş sarımsak
yoğurt
mayanoz
doritos panço cips ( baharatlı olan)
Yapılışına gelince : İlk önce tavuk göğünü 1 soğan ve bol karabiber ile üzerini geçecek kadar suyla haşlıyoruz. Haşlanan tavuğu biraz soğuyunca ufak parçalar halinde lif lif ayırıyoruz. En güzeli elle yapmak. Suyuna koyduğumuz soğan ve karabiber tavuğun kokusunu alıyor. Kalan suya da ya pilav ya da Neva ' ya çorba yapıp değerlendiriyoruz:) Bir tarafta da küçük bir kap yoğurdu ( ki ben bu konuda en güzeli göz kararıdır diyorum ) sarımsakla karıştırıyoruz . İçine 2-3 kaşık mayonez katıyoruz. Cips poşetinin yarıya yakın kısmını elimizle ufalayıp yoğurtlu karışıma ekliyoruz. Haşlanmış ve didiklenmiş tavuğuda buna katıyoruz. En üste 1 kaşık mayonez ekleyip koyduğumuz tabakta üst kızmını düzeltiyoruz. Üzerini kapatıp buzdolabına kaldırıyoruz. Servis yapacağımız zaman üzerine kalan panço cipsi elimizle ufalayıp süslüyoruz. Daha önce yaparsak cips yumuşuyor ve çıtır halini kaybediyor. Afiyet olsun:)

Gelelim ikinci tarife. Bence bir davet sofrasında börek mutlaka olmalı. Hatta pazar günleri kahvaltıda da çok güzel olur hani :) Bu tarifte benim çok sık yaptığım ve beğenerek yediğimiz bir tarif. Çoğu kişi de bilir aslında. Hele de benim gibi bir makarna düşkünüyseniz !

Makarnalı börek için malzemeler:
1 paket kelebek makarna
3 yufka
1 küçük kalıp beyaz peynir
1 demet maydanoz
1,5 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvıyağ
3 yumurta
Yapılışı : Bir tencerede kaynayan suya makarnanın 3/4 konur. Makarna haşlanır ve süzülür.
Diğer tarafta 3 yumurta, 1,5 su bardağı süt ve 1/2 su bardağı sıvıyağ karıştırılır. Yağlanmış tepsiye 1 yufka serilir. Arasına hazırlanan karışımdan gezdirilir. 2. yufkanın yarısı konur ve karışım gezdirilir. Haşlanmış makarna yufka üzerine yayılır, elle düzeltilir. Üzerine peynir ve maydanoz karışımı konur. Sos gezdirilir. Kalan yarım yufka konur. Sos ve son kata bütün yufka serilir. Kalan sos dökülür. Ben pişirmeden bir yarım saat bekletirim ki sosu çeksin. 175 derecede üzeri kızarana kadar pişirilir. Bir nevi yalancı su böreği tadında yenir. Afiyet olsun:)

Son tarifte hem bereketli hem de sevimli ' kartopları ' na ait. Tarifi Hatice ' nin sitesinden almıştım.

Hindistancevizli kartopları için malzemeler:
3-4 su bardağı hindistan cevizi
1 su bardağı süt tozu
3/4 su bardağı tozşeker
200 ml çiğ krema
Yapılışı : Tüm malzemeler karıştırılır. Her ne kadar korkup toparlanmayacak sanılsa da sabırla yoğurmaya devam etmeli arada hindistancevizi eklemesi yaparak yuvarlanacak kıvama gelen kadar yoğurmalıyız. Sonrasında küçük toplar yapıp hindistancevizine bulayıp tepsiye dizebiliriz. Üzerlerine sevimli kürdanlardan da ekledik mi al sana '' cocostar '' !! Afiyet olsun:))

Çarşamba, Mayıs 24, 2006

Bir tatlı, bir tuzlu


İşte vazgeçilmez iki tarif:) Hem lezzetleri ile hem de pratik yapımı ile kolayca hazırlanıyor ve afiyetle yeniyorlar. Ne zaman yapsam hep kıvamında, aynı lezzette iki güzel tarif. Tarifleri Hatice ' den almıştım. Ne zaman ki dar vakitlerde birşeyler yapmam gerekse ilk aklıma gelen tariflerden oluyorlar. Üstelikte çok bereketli, tuzlu olan iki tepsi çıkıyor. Bu kadar övgüden sonra işte tarifler. Haftasonu bir deneyin isterseniz:)

Mantar kurabiye:
1 paket margarin ( oda sıcaklığında )
1 bardak pudra şekeri
2 yumurta
2,5 bardak un
200 gr mısır nişastası
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
kakao
Yapılışına gelince : Tüm malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur yapıyoruz. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, tepsiye diziyoruz. Bir şişenin kapağını kakaoya batırıp ( ben hafif sulandırıyorum ) ortasına bastırıyoruz. 200 derecede hafif pembeleşene kadar pişiriyoruz, afiyet olsun:)

Tuzlu kurabiye :
250 gr yumuşak margarin
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı sirke
3 yemek kaşığı tozşeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
un
Yapılışı: Tüm malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur yapıp, tezgah üzerine kalın bir şekilde açıyoruz. Kurabiye kalıplarıyla kesip, üzerine yumurta sarısı sürüp , susam serpiyoruz. 175 derecede üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Ağızda dağılan, kolay kolay bayatlamayan nefis kurabiyeler oluyor, afiyet olsun:)

Cuma, Mart 24, 2006

Haftasonu önerisi ve Bat


Yukarıda resmi görelen Tokat 'ın meşhur Bat 'ı. Neva 'nın babaannesi Tokat' lı. İlk yediğimde '' işte kısıra iyi bir alternatif '' diye düşündüm. Özellikle sıcak yaz günlerinde serin serin çok güzel yeniyor. Gerçi henüz o yakıcı sıcak günlerde değiliz ama yine de haftasonu tüm aile bir aradayken yenilecek güzel bir alternatif. Üstelik çokta besleyici.
Bat 'ı Tokat yaprağıyla yemek gerekirmiş. Şöyle ince, sarı, damarsız yapraklarla. Sarıp sarıp yemek lazım. Yanında bize Tokat 'tan gelen köy ekmeği eşlik etmişti. Hemen hemen her evde özellikle yazın yenilen bir yemek. Yemek diyorum çünkü başlıbaşına bir öğün aslında. Yine Tokat 'ın meşhur hamamlarına giden hanımlar dönüşte hepbirlikte Bat yerlermiş :) Bizde canımız istedikçe , aklımıza düştükçe Bat yapıyoruz. Tabi ki babaannemiz yapıyor biz yiyoruz:)
Gelelim malzemelere:
2 subardağı yeşil mercimek
1/2 subardağı köftelik bulgur
salça 2-3 kaşık ( işte burası çok önemli. Çünkü Bat ' a tadını veren salça. Şöyle mis gibi domates kokulu salçayla nefis olur. Biz yazın Burhaniye 'ye gittiğimizde Burcu salçalarından almıştık. Tek kelimeyle nefisti. Sizde biryerlerde görürseniz yada yolunuz düşerse kaçırmayın.)
Yeşil soğan
Maydonoz
2-3 domates
Reyhan ( işte bunu heryerde bulamayabilirsiniz. Hernekadar illaki olmalı dense de bence tadında çok bir fark yaratmıyor. Bize de Malatya 'dan geldi. Halam yollamıştı. Üstelik şimdilerde çok moda olan fesleğenin bir türüdür ve Malatya yemeklerinde mutlaka kullanılır.)
Nane
2-3 kurusoğan ( yemeklik doğranmış)
1 kase iri ceviz ( olmazsa olmaz yani )
Ben yerken içine nar ekşisi eklemiştim. Öyle de çok güzel oluyor. Zira Tokat yaprağı hafif mayhoş tadıyla Bat 'a eşlik ettiğinden nar ekşisi iyi olur diye düşünmüştüm.
Gelelim yapılışına: Mercimek üzerini geçecek kadar suyla iyice haşlanır. Ocaktan alıp üzerine bulgur konulup kapağı kapatılır. Diğer tarafta kurusoğan, yeşilsoğan, maydonaz doğranır. Mercimeğe karıştırılır. Salça sulandırılarak eklenir. 1 bardak su katılır. Çünkü sulu birşey oluyor. En son cevizde eklenir. Tabi buarada her eklenen malzemeyle tadı kontrol edilir :) Kaselere yada yemek tabağına konulur. Yaprağa sarıp sarıp yenir. Üzerinede güzel demlenmiş bir çay ve sohbet iyi gider :)
Haftasonu için güzel bir alternatif. Belki biz yaparız :) Sizde deneyin eminim beğeneceksiniz ! Afiyet olsun :)

Perşembe, Mart 16, 2006

Ordan Burdan...


Neva artık neredeyse 11 aylık oldu. Özellikle bu ay daha bir farklı, büyüdüğünü daha bir hissediyoruz. Neredeyse bizimle arkadaşlık ediyor. Oyunlar oynuyor, bizi güldürmeye çalışıyor. Yapmadığı numara yok :) Dil çıkarıyor, tükürük saçıyor... Birini görünce kucağımdaysa saklanmaya çalışıp oyunlar yapıyor. Artık herkesi tanıyor. En sevdiği şey kapı çalınca açmaya gitmemiz. Dışarı çıkmaya zaten bayılıyor. Tüm bunları görünce, insan, hem zaman ne çabuk geçiyor diye düşünüyor, hem de zaman nekadar kıymetli diye düşünüyor. 11 ayda doğdu, büyümeye başladı. Hergeçen gün daha bir farklılaşıyor.Evde anneanne ve babaannesine arkadaş...
Yine haftayı ortaladık, hatta yarın büyük gün cuma ! Haftaiçi günler çabuk geçiyor. Sabah bir koşturma evden çıkış, akşam yine bir telaş eve yetişme, biraz oyun, yemek faslı derken uyku... Havaların güzel olacağı ve günlerin uzayacağı günleri iple çekmeye başladım. Hiç olmazsa iş dönüşü dışarıda biraz gezebiliriz. Azıcık yüzünü gösteren güneşte tatil hayalleri kurdurmaya başladı bile...
Dün akşam neredeyse eylül ayından beri gitmediğim pazara gittim. Anladım ki içimdeki alışveriş canavarı hiç ölmemiş :) Bir koşu dolaştım. Almasamda insanların kalabalığı, renk renk satılanlar bile insana enerji veriyor ( ki bişeyler almadım desem yalan olur )...
Dönüşte Neva yorgunluktan hemen uyudu :) Yemek faslı, biraz sohbet derken yorgunluk ağır bastı uyku vakti..
Her nekadar akşamları ağır yememek gereksede bazen şöyle lezzetli bir şeyler yemek istiyor insan. İşte tarif :) Sahrap Soysal 'dan, nefis bir yemek tarif.

Malzemeler:
500 gr orta yağlı kıyma
3 adet orta boy soğan
6 diş dövülmüş sarımsak
1 yemek kaşığı biber salçası ( bence olmazsa olmaz)
1 çay bardağı su
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı tuz, karabiber, kırmızıbiber
Üzeri için:
2 adet orta boy domates
4 adet yeşil sivribiber
2 tatlı kaşığı bitkisel margarin
Yapılışı: Öncelikle bir kabın içine kıyma , rendelenmiş soğan, sarımsak, biber salçası, su ve zeytinyağını katarak yoğuralım. Üzerine baharatları katarak iyice yoğuralım. Isıya dayanıklı cam bir kap yada küçük boy fırın tepsisine bastırarak yayalım. Bence pişirmeden önce bir süre buzdolabında bekletmek daha lezzetli olmasını sağlıyor. Üzerine halka şeklinde doğranmış domates ve biber yerleştirip, küçük parçalar halinde kestiğimiz margarinden de koyalım. 175 derecede 30-35 dakika pişirelim. Dilimleyip yanında pilavla yiyelim.
Pilav içinde bir not : Yapacağınız pilavın içine 1 soğan, 1 havuç, 1-2 diş sarımsağı rondadan çekip pilava katarsanız inanılmaz lezzetli oluyor. Bu bilgi de Sahrap Soysal ' dan :)
Yemek pişerken inanılmaz kokular çıkarıyor. Sanki kebap yapıyormuş gibi. Mutlaka deneyin, hatta yarın akşam, haftasonu gelmişken cuma gününden bir keyif yapın :)
Bu seferlik biraz ordan burdan bir yazı oldu ama napalım, işler yoğun kafamda ...

Pazartesi, Mart 13, 2006

Haftasonundan kalanlar


Haftasonu , Mart kendini gösterdi ve hava bi açtı bi kapadı. Oysa ki geçen hafta artık tamam , bahar geldi demiştim. Bizde kendimizi kapalı mekanlara attık, bir güzel dolaştık. Uzun zamandır gitmediğimiz Migrosa gittik. Yeni sezon ürünleri gelmiştir diye düşünmüştüm, ama henüz tek tük vitrinlerde yeni şeyler vardı. Üstüne birde vergi indiriminden kaynaklanan indirim, sezon sonu indirimi derken hala çoğu mağazada kışlık ürünler var. Şöyle renk renk, bahar tadında hiçbir şey göremedim.
Bu geziler en çok Neva 'ya yarıyor. Bu aralar pusetinde gezmek yerine, kucakta gezmeyi tercih ediyor. Böylece kollarım koptu. Yatırmak istedikçe çığlıklar atıp sonra bana sarılıp bir güzel gezdi :) Yeni oyuncaklar almak için bakındık. Pek yeni ve güzel birşey yoktu. Sonunda yine , kemirmeyi seven kızıma bir diş kaşıyıcılı kitap aldık !
Geçen haftadan beri arkadaşı Yusuf 'un yürüteç arabasıyla evde turluyor. Aslında o duruyorda biz çekiyoruz :) Yusuf artık yürüme işini hallettiği için bize verdiler yürüteci. Kızım kuruluyor kırmızı arabaya ayaklarını vargücüyle yere vurarak geri geri gidiyor :)
Evet bizimki şimdilik tersten başladı yürüme olayına :) Biz tutup çekiyoruz o zamanda büyük bir sevinçle ayaklarını vura vura ilerliyor :) Kedili ayakkabılarından her ses çıkmasıyla daha da sevinip çığlıklar atıyor:) O sevindikçe biz de gülüyoruz.
Haftasonları bana yetmiyor artık ! Tam dinlenemeden yeni bir hafta başlıyor. Bazen yapmak istediklerim için başka planlarımı erteliyorum. Arada kaçamak bir bakışla Neva 'yı uyuturken gazetelere göz atıyorum. O uyuduktan sonra kitap okuyorum. Bu aralar Can Kozanoğlu 'nun 'Acemi Eğitimi ' kitabını okuyorum.
Kitap öyle güzel ki , kendi kendime gülerek okuduğum çok oluyor. Hele de yorgun argın işten dönüp, Neva ' yı uyutmuş ve tüm işleri halletmişsem ilaç gibi geliyor. Ayaklarımı uzatıp keyifle okuyorum. Kitaptaki karakterler, konudan konuya geçiş hepsi bir harika. Can Kozanoğlu ' nu TRT ' de yaptığı ' Okudukça ' programından izlerdim. Suratında nedense hep muzip bir gülümse görürüm. Kitapta bu düşüncemi boşa çıkarmadı.Az kaldı yakında bitiririm.

Yine bu aralar haftasonları kahvaltıya pizza yapmaya başladım. Neva uyumadan önce mayalıyorum. O uyanıncaya kadar hazırlıyorum. Hem pratik bir kahvaltı oluyor hemde canım işte çok güzel oluyor :)

Malzemeler:
1 paket instant maya
1 tatlı kaşığı şeker
1 çaykaşığı tuz
1,5 fincan ılık su
1 çaybardağı zeytinyağı
1,5-2 subardağı un
Tüm malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur yapıyorum. Sonra üzerini temiz bir bezle örtüp mayalanmasını bekliyorum. Yaklaşık 40-45 dak. sonra hamur iki katına çıkınca bir kez daha yoğurup, hamurdan küçük parçalar koparıyorum. Üzerine sulandırılmış salça ya da ketçap sürüp malzemeleri yerleştiriyorum. Bu sefer önce rendelenmiş kaşar serpip üzerine sosis, ufak doğranmış biber ve zeytin koydum. En üste tekrar rendelenmiş kaşar serpip fırına verdim. Üzeri kızarınca fırından çıkardım. Bu arada Neva kalkmış çayımızda demlenmiş olduğundan hep beraber kahvaltımızı yaptık :) Size de afiyet olsun !

Cuma, Şubat 10, 2006

Haftasonu geldi !


Sonunda haftasonu geldi. Bu hafta ofiste işlerim çok yoğundu. Yetiştirmem gereken projeler vardı. Ama nihayet haftasonuna ulaştık. Her hafta olduğu gibi yine bir sürü plan yapıyorum. Bu aralar ( aslında uzun zamandır ) BaBa_HaKaN 'ın yoğun tez çalışmasından dolayı pek birşey yapamadık. Havalar soğuktu. Kar, kış derken uzun zamandır bir monotonluk içindeyiz.
Bu hafta 14 Şubat etkinliği için bir kaç tarif denemek istiyorum. Sabah kahvaltısı için tahıllı ekmek yapmayı düşünüyorum. Şöyle uzun uzun, keyfini çıkarak kahvaltı etmeyeli çok oldu. DaYı_YüCeL geldiğinde toplanmıştık en son. En sevdiğim şeydir tüm aile toplanıp kahvaltı etmek, dahası bir pazar gününü geçirmek.
''Babam ve Oğlum '' filmini izlemeyen son iki kişi olarak bu haftasonu şeytanın bacağını kırıp sinemaya gitmeyi düşünüyoruz. Bakalım zaten düşünüyoruz dedim. Genelde heveslenip son dakika çıkan bir sebep yüzünden gidemiyoruz da sinemaya...
Bu akşam yemeğin yanına şöyle haftasonunu karşılamaya yakışır, bol renkli, sofraya neşe katacak bir salata yapmayı düşünüyorum. Geçen hafta yaptım. Abartıp üst üste birkaç kez yedik :) Karnıbahar salatası:)) Bu kadar methettiğim aslında çoğu kişinin adını duyunca burun kıvırdığı karnıbahar. Özellikle erkekler pek sevmez. Ama bir kişi var ki adını anmadan geçemem. AmCa_SeRkAn bayılır :)Hele de fırında beşemal sos ile hazırlanmışsa:) '' Süpersiniz, harika olmuş der. ''. O yüzden de bu salata, evdekilere yedirmek için yeni ve güzel bir seçenek. Ne koku var, ne de sadece karnıbahar tadı..
Gelelim yapılışına :
Orta boy haşlanmış karnıbahar
Bol dereotu
Bol yeşil soğan
Maydonoz
Kırmızı biber
mısır
Salatalık
limon
Zeytinyağı
Kısaca evdeki tüm malzemeleri karıştırıp bir renk şöleni yapıyoruz. Haşlanmış karnıbaharı küçük küçük doğrayıp tüm doğradığımız yeşillikle karıştırıyoruz. Üzerine süslemek için mısır ve salatalık katıyoruz. Afiyet olsun !

Perşembe, Şubat 09, 2006

Bir kitap ve yine kurabiye :)


Bu aralar havalardan sanırım pek keyfim yok. Grip olmuşum. Her tarafım ağrıyor. Yataktan kalkmak, sabahları uyanmak çok zor oluyor. Bu durum benden Neva 'ya da geçti. Onun da burnu akıyor. Canım benim, burnunu çekemediği için bir süre sonra sıvı akıp dudaklarına kadar geliyor:)
Haftasonları, genelde benim yeni bir yemek çeşidi denediğim günler olur. Cuma gününden başlarım. Aklımda olan ' yapılacaklar listesi ' ne eklediklerimden başlarım. Bazen de yeni öğrendiğim bir tarife öncelik veririm. Yukarıda ki ' Lorlu kurabiye' ler çook uzun zamandır yapılmayı bekliyordu. Birkaç tarif almıştım. En önemlisi de tatlı loru almaktı. Derken hiç beklemediğim bir anda kolayca markette ki peynir reyonunda buldum :) Sonuç süper ! Ağızda dağılan, yumuşacık, hoş kokulu kurabiyeler oldu. Pazar günü yapıldı, tüm hafta ofiste sabahları bir fincan çayıma eşlik etti.
Gelelim yapılışına. Aslında bunu yapmaya geç kalmış olsamda beni harekete geçiren Tijen İnaltong 'un yeni çıkan '' Her Güne Bir Yemek '' kitabında ki tarifi görünce ilk iş gidip loru almak oldu :)

Aslında kitabı yılbaşından önce, ilk çıktığında almıştım. Tam bir başucu kitabı ! İçinde ki fotograflardan, tariflere kadar herşey çok özenli. Üstelik pek çoğu geleneksel lezzetlerimiz. Her sayfada bir gün, yanında o güne ait özel bir açıklama. Kitaplardan alıntılar, şiirler, geleneksel bilgiler... Aldığımdan beri sayfalarını zevkle çeviriyorum. Bu tarif çok önceden Sevgili Sibel 'intarifi. Onun ve benim de üye olduğum Mutfaktazen grubunda da bahsi geçmişti. Zaten Tijen 'de Sibel 'in tarif ettiği şekliyle kaleme almış. Uzun lafı kısası kitap şahane, tarif çok güzel. Siz de durmayın bu haftasonu çayın yanına bu kurabiyelerden yapın, yerken de bizi anın :)

Malzemeler:
1/4 subardağı zeytinyağı
250 gr lor peyniri ( tatlı lor olacak )
1 subardağı şeker ( ben yarısına pudra şekeri koydum,biraz tatlı geldi bana)
2 yumurta ( 1 'inin beyazı ayrılacak )
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 subardağı un ( siz yine de yoğururken kıvamını kendiniz ayarlayın. Yumuşak bir hamur oluyor )
Susam
Yapılışı:
Tüm malzemeyi karıştırıp yumuşak bir hamur yapalım. Sonra parçalar koparıp yuvarlaklar yapalım. Ben büyük kurabiye sevdiğim içim biraz büyük parçalar kopardım. Önce yumurta akına sonra da susama batırıp 180 derecede yaklaşık 30-35 dakika pişirelim. Sıcak sıcak bile olsa ,hemen tadına bakıp afiyetle yiyelim.
NOT: '' Her güne bir yemek '' kitabını www.dharma.com.tr adresinden indirimli alabilirsiniz.

Çarşamba, Şubat 01, 2006

Bol güneşli günlere !


Bugün 1 Şubat !! Yavaş yavaş kış günlerini geride bırakıp baharın güneşli günlerine doğru yaklaşıyoruz :) Şimdilerde karın yağışı durdu. Fakat hava öyle soğuk ki !! Ben şimdiye kadar böyle bir soğuk hatırlamıyorum. Gece ısı -20 ' lere kadar düşebiliyor. İnsan, doğrusu dışarı bile çıkmak istemiyor. Çıktığında da en kısa mesafeye zor ulaşabiliyor. Soğuk etkisiyle sabahları her yer buz oluyor. Düşe kalka zor yürüyoruz işte..
Ana caddeler açık olsa da ara sokaklar da küçük kar tepecikleri oluşmuş durumda. Kimse temizlemiyor. Yığıldıkça yığılıyor bu tepeler !
Böyle soğuk kış günlerin de insan evde olunca çayın yanına atıştırmalık bir şeyler istiyor canı. Ben de geçen hafta bu tuzlu kurabiyeleri yaptım. Ağız da dağılan, yapımı kolay kurabiyelerim oldu. Pastane yapımı tuzlu kurabiyeleri de aratmadı doğrusu. Tarifi Lezzet dergisinin kasım sayında Hatice 'nin tarifi olarak almıştım.

Malzemeler:
2 yumurta
1 çay bardağı rendelenmiş beyaz peynir
1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
100 gr tereyağ
1 çorba kaşığı yoğurt
1,5 çay kaşığı tuz
2,5 su bardağı un
Yarım paket kabartma tozu
4 çorba kaşığı susam
Yapılışı:
Yumurtanın sarıları, tereyağ, yoğurt ve peynirleri önce karıştırdım. Unu eleyerek tuz ve kabartma tozunu da ekleyip karışıma ilave ettim. Daha sonra merdane ile çok ince olmayacak şekilde açıp kalıplarla şekil verdim.Önce yumurta akına sonra da susamlara batırıp 175 derecede üzeri kızarana kadar pişirdim.Afiyet olsun !
Şimdi soğuklardan şikayetçiyiz. Yazın sıcaklardan. Doğrusu insanoğlu bitürlü memnun olmuyor. Ama şöyle güzel, güneşli bir güne uyanmaya kimsenin itirazı olmaz galiba :) Yakında o günler de gelecek!

Pazartesi, Ocak 30, 2006

Haftasonu


Haftasonu hava çoook soğuk olduğu için evden dışarı çıkamadık. Ben de Neva ' yla birlikte olmanın tadını çıkardım. Beraber oynadık. Şu aralar en çok düğme , fermuar, iplik ,küpe, kolye ilgisini çekiyor. Eğer üzerinizde bu saydıklarımdan biri varsa kucağınızda oturabilir. Bir de soğuk dolayısıyla hepimizin taktığı şapkalar. Önceleri bizleri öyle değişik görünce ağlamaya başlardı. Şimdiyse bizi öyle görünce sanki çok komik birşey var gibi gülmeye başlıyor. Atlayıp çekmek istiyor :) Gözlük ! Evet bir gözlüğünüz varsa önce hafif çıkarın , üzerinden şöyle bir bakıp tekrar takın! İşte buna da bayılıyor :) E o gülünce biz daha da çok gülüyoruz !!
BaBa_HaKaN tez yüzünden neredeyse gece yaşar hale geldi. 14 şubat ' ı merakla bekliyoruz. Tabi ki tezin teslim tarihi olduğu için :) Haftasonu da çok fazla çalıştı. Bize pek katılamadı ama akşam ki müzik eşliğinde dansımızı mutlaka gerçekleştirdik.
Ben de boş durmadım. Değişik birşeyler denedim yemek için. Ne zamandır yapmak istediğim kremalı muffinlerden yaptım. Tarifini Pastacı Burcu ' dan almıştım. Ben yarım ölçek yaptım. 9 adet kocaman muffinim oldu.
2 yumurta
2,5 kahve fincanı tozşeker
2 kahve fincanı zeytinyağı
2 kahve fincanı yoğurt
4,5 kahve fincanı un
1 paket kabartma tozu
1 büyük havuç rendesi
1 çaybardağı ceviz
1 çay kaşığı tarçın
Tüm malzemeyi kek yapar gibi karıştırdım. Önce şeker ve yumurtayı iyice çırptım. Yoğurt ve sıvıyağı ekleyip karıştırdım.Un ve kabartma tozunu karıştırıp eledim. Onları da karışıma ekleyip, en son havuç rendesi ve tarçını ekleyip şöyle bir karıştırım. Muffin kalıplarıma paylaştırıp pişirdim.Kreması içinde 1 kutu sıvı kremayı 1 çay bardağı pudra şekeriyle katılaşana kadar çırptım. 1 paket krema sertleştiricisini de ekleyip iyice tekrar çırptım. Dolapta beklettim. Soğuyan muffinlerin üzerini süsledim.

Çayın yanında yedik keklerimizi. Akşamda Neva 'nın banyosunu yaptırdık. Artık eskisi gibi korkmuyor yıkanmaktan. Tabii küvetinin içinde, Gülümden teyzesininin getirdiği sevimli kurbağalarla , etrafı ıslata ıslata misler gibi yıkanıyor. Böylece dışarı çıkmadan geçen iki günün ardından yeni bir haftaya, koşturmacaya başladık..

NOT: Resimde , Neva 'nın dışarıda ki şapkalı hali cuma günü öğlen güneşin yüzünü gösterdiği saatlere ait. İşten eve gelince,kızım uslu dumuş diye babaannesi kırmızı kurdele takmış :)) Ben de ödül olarak biraz dışarı çıkardım. Karı görünce çok şaşırdı:) Fakat atkı taktığımız için, fazla sıkıntıya gelemedi , biraz dışarıda kalıp eve döndü:)
NOT : Burcu 'nun sitesini ekleyemedim. Adresi http://pastaci.blogspot.com